İçeriğe geç
Atlético Madrid
⚽ RESMÎ KULÜP ANSİKLOPEDİSİ

Atlético Madrid

📍 Madrid • 🏆 Resmî Lig • Kuruluş: 1903

Club Atlético de Madrid, S.A.D., (İspanyolca telaffuzu: [ˈkluβ aˈtletiko ðe maˈðɾið]), yaygın olarak İngilizce'de Atlético Madrid veya kısaca Atlético olarak bilinir ve argo olarak Atleti olarak adlandırılır. İspanya'nın başkenti Madrid merkezli olan bu profesyonel futbol kulübü, La Liga'da mücadele etmektedir. Maçlarını 70.692 kapasiteli Riyadh Air Metropolitano stadyumunda oynamaktadır.

Kulüp, 26 Nisan 1903 tarihinde Bilbao merkezli Athletic Club'ın bir şubesi olarak Athletic Club Sucursal de Madrid adıyla kurulmuştur. 1939 yılında Club Aviación Nacional ile birleşen kulüp, 1946 yılında Atlético de Madrid ismini almıştır. 1987 yılından sonra Jesús Gil, kulübün yönetim yapısını spor kulübü statüsünden sociedad anónima deportiva (S.A.D.) haline getiren önemli değişikliklere öncülük etmiştir. Bu dönüşüm, ailesinin kulüp üzerindeki kontrolünü pekiştirirken, etik olmayan uygulamalara yol açmıştır. Kulübün geleneksel forması, kırmızı ve beyaz dikey çizgili gömleklerden ve mavi şortlardan oluşmaktadır. Taraftarlar genellikle "colchoneros" (yatak yapımcıları), "indios" (Hintliler) ve "rojiblancos" (kırmızı-beyazlar) olarak adlandırılır. Prens Felipe, daha sonra Kral Felipe VI, 2003 yılından beri kulübün onursal başkanıdır.

Atlético, İspanya'nın en başarılı kulüplerinden biridir. Kulüp, 11 La Liga şampiyonluğu yaşamış olup, 1996 yılında lig ve kupa ikinciliği elde etmiştir. Ayrıca, 10 Copa del Rey şampiyonluğu, iki Supercopas de España, bir Copa Presidente FEF ve bir Copa Eva Duarte bulunmaktadır. Avrupa'da ise, 1962'de European Cup Winners' Cup, 2010, 2012 ve 2018'de UEFA Europa League ve 2010, 2012 ve 2018'de UEFA Süper Kupa şampiyonlukları bulunmaktadır. Ayrıca, 1974 yılında Intercontinental Cup'ı da kazanmıştır. UEFA Şampiyonlar Ligi'nde ise, 1974, 2014 ve 2016 yıllarında finale yükselmiştir. Kulüp, Madrid derbisinde ezeli rakibi Real Madrid ile kıyasıya mücadele etmektedir.

Tarihçe: Bu bölüm, kulübün kuruluşundan günümüze uzanan zengin ve köklü tarihini detaylı bir şekilde anlatmaktadır. Kuruluş aşamalarından itibaren, kulüp bünyesinde yetişen önemli oyunculara, elde edilen şampiyonluklara, unutulmaz maçlara ve kulüp içindeki diğer önemli gelişmelere yer verilmektedir. Bu bölüm, kulübün geçmişine ışık tutarak, geleceğe yönelik bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır.

Kuruluş ve İlk Yıllar (1903-1939): Kulübün temelleri, 1903 yılında atılmıştır. Bu dönem, kulüp tarihinin en önemli yapı taşlarının konulduğu, ancak aynı zamanda çeşitli zorluklarla da dolu olan bir başlangıç dönemiydi. Kulüp, ilk yıllarında bölgesel liglerde mücadele etmiş ve yavaş ama istikrarlı bir şekilde büyümeye başlamıştır. Bu dönemde, kulübün kimliğini şekillendiren önemli oyuncular ve teknik direktörler yetişmiş, altyapı sistemleri oluşturulmuş ve taraftar kitlesi genişlemeye başlamıştır. Ancak, ekonomik sıkıntılar, siyasi karışıklıklar ve rekabetin yoğunluğu gibi faktörler, kulübün gelişimini zaman zaman engellemiştir. Bu zorlu süreçlere rağmen, kulüp futbol sahalarında varlığını sürdürmeyi başarmış ve gelecekteki başarıları için önemli bir temel oluşturmuştur.

Enrique Allende, kulübün 1903 yılında kurulmasının ardından göreve getirilen ilk başkan olmuştur. Kulüp tarihinde önemli bir dönüm noktası olan Allende'nin liderliği, kuruluş aşamasındaki yapısal ve organizasyonel sorunların giderilmesine katkıda bulunmuştur. Başkanlık döneminde, kulübün altyapısının güçlendirilmesi ve sportif başarılara ulaşılması için çeşitli çalışmalar yapılmıştır.
Enrique Allende, kulübün 1903 yılında kurulmasının ardından göreve getirilen ilk başkan olmuştur. Kulüp tarihinde önemli bir dönüm noktası olan Allende'nin liderliği, kuruluş aşamasındaki yapısal ve organizasyonel sorunların giderilmesine katkıda bulunmuştur. Başkanlık döneminde, kulübün altyapısının güçlendirilmesi ve sportif başarılara ulaşılması için çeşitli çalışmalar yapılmıştır.

Kulüp, 26 Nisan 1903 tarihinde, Madrid'de yaşayan üç Bask öğrencisi tarafından "Athletic Club Sucursal de Madrid" adıyla kuruldu. Bu kurucular, yeni kulübü, çocukluklarından beri destekledikleri Athletic Bilbao takımının bir gençlik bölümü olarak görüyorlardı; bu takımı, 1903 Copa del Rey finalini şehirde kazanırken görmüşlerdi. 1904 yılında, kulübe Real Madrid'den bazı muhalif üyeler katıldı. Başlangıçta, Athletic Bilbao'nun o dönemki renkleri olan mavi ve beyaz şeritli formaları giydiler. Ancak, Athletic Bilbao 1910 yılına gelindiğinde mevcut kırmızı ve beyaz çizgili formalarına geçecekti; Madrid takımı ise bu geleneksel kırmızı ve beyaz çizgili formalarını ancak 1911 yılında benimseyecekti. Bazı kaynaklara göre, bu değişikliğin nedeni, kırmızı ve beyaz çizgili formaların yapımının daha ucuz olmasıydı; çünkü aynı kombinasyon, yataklarda kullanılan "ticking" kumaşının üretiminde kullanılıyordu ve artan kumaşlar kolayca futbol formalarına dönüştürülüyordu. Bu durum, kulübün "Los Colchoneros" (Yastıkçılar) lakabına yol açtı.

Ancak, başka bir açıklamaya göre, hem Athletic Bilbao hem de Athletic Madrid, İngiltere'den Blackburn Rovers'ın mavi ve beyaz renkli formalarını satın alıyordu. 1909'un sonlarında, eski oyuncu ve Athletic Madrid yönetim kurulu üyesi olan Juan Elorduy, her iki takım için de forma almak üzere İngiltere'ye gitti; ancak Blackburn formaları bulamadı. Bunun yerine, İspanya'ya geri dönmek için uğradığı Southampton kulübünün kırmızı ve beyaz renkli formalarını satın aldı. 2023 yılında yapılan bir araştırmada, formaların farklı bir üretim merkezinden geldiği öne sürülerek Sunderland kulübü de bu listede yer aldı; Sunderland de aynı renkleri kullanıyordu. Athletic Madrid, kırmızı ve beyaz renkli formayı benimseyerek "Los Rojiblancos" (Kırmızı-Beyazlılar) olarak anılmaya başlandı; ancak mevcut mavi şortlarını korurken, Bilbao takımı ise siyah renge geçiş yaptı. Athletic Bilbao, 1911 Copa del Rey finalinde, Manolón'un da gol attığı maçta, "kiralık" birçok oyuncuyla birlikte mücadele etti ve kupayı kaldırdı; bu oyuncuların birçoğu Athletic Madrid'den geliyordu.

Kulübün ilk sahası, şehrin güneyindeki işçi sınıfı bölgesi olan Ronda de Vallecas'taydı. 1919 yılında, Madrid'deki yer altı iletişim sistemini işleten "Compañía Urbanizadora Metropolitana" şirketi, Ciudad Universitaria yakınlarında bir arazinin sahibi oldu. 1921'de Athletic Madrid, ana kulüp olan Athletic Bilbao'dan bağımsız hale geldi ve aynı şirket tarafından inşa edilen, 35.800 kapasiteli Estadio Metropolitano de Madrid'e taşındı.

1920'ler boyunca, Athletic, "Campeonato del Centro" şampiyonasını üç kez kazandı ve 1921 yılında Copa del Rey'de ikinci oldu; bu finalde rakip olarak yine ana kulüp olan Athletic Bilbao ile karşılaştılar ve 1926'da da aynı durum yaşandı. Bu başarılar üzerine, 1928 yılında, bir sonraki yıl oynanacak olan ilk La Liga sezonunda mücadele etmeye davet edildiler. İlk La Liga sezonunda Fred Pentland teknik direktörlük görevini yürütüyordu; ancak iki sezonun ardından kulüp, Segunda División'a düştü. 1934 yılında kısa bir süre La Liga'ya döndüler; ancak Josep Samitier, sezon ortasında Pentland'ın yerine geçtikten sonra, 1936 yılında tekrar Segunda División'a gönderildiler. İspanya İç Savaşı, "Los Colchoneros" için bir fırsat oldu; çünkü Real Oviedo, stadının bombalamalar sonucu yıkılması nedeniyle maç yapamadı. Bu nedenle, hem La Liga mücadelesi hem de Athletic'in düşüşü ertelendi; kulüp, Segunda División şampiyonu olan Osasuna ile oynanan play-off maçını kazanarak bu ertelemenin gerçekleşmesini sağladı.

Madrid'in Athletic Aviación takımı (1939-1947 yılları arasında faaliyet göstermiştir). Bu kulüp, İspanya'nın başkentinde önemli bir futbol geçmişine sahiptir ve özellikle kuruluş yıllarında dikkat çekici başarılar elde etmiştir. Kulübün adı, hem sporculuk idealini hem de dönemin önemli bir sektörü olan havacılığı temsil etmektedir. Athletic Aviación, İspanyol futbol tarihinde iz bırakmış ve kulüp tarihçesi, Madrid'in sportif kimliğinin önemli bir parçasıdır.

1939 yılına gelindiğinde, La Liga'nın yeniden başlamasıyla birlikte Athletic, Zaragoza'dan gelen Aviación Nacional ile birleşerek Athletic Aviación de Madrid adını aldı. Aviación Nacional, 1937 yılında İspanyol Hava Kuvvetleri'nin üç subayı tarafından kurulmuştu. Bu kuruculara, 1939-40 sezonu için Primera División'da yer almaları sözü verilmişti; ancak İspanya Futbol Federasyonu (RFEF) bu vaadi yerine getirmedi. Kulüp, liglerdeki tırmanış sürecinden kaçınmak isteyen Athletic ile birleşti. Bu birleşme, İç Savaş sırasında sekiz oyuncusunu kaybeden Athletic'in kadrosunu güçlendirdi. Kaybedilen oyunculardan biri de takımın yıldızı Monchín Triana'ydı; o, maalesef öldürüldü. Aynı dönemde Real Oviedo'nun sahası da savaşta zarar görmüştü ve kulüp, yerini başka bir takıma devretme kararı aldı. Bu durum, final vuruşuna Aviación ve Osasuna'nın dahil olmasına neden oldu. 26 Kasım 1939 tarihinde Valencia'da oynanan bu maçta Aviación, rakibini 3-1 mağlup ederek finale yükseldi. Efsanevi kaleci Ricardo Zamora'nın teknik direktörlüğünde, kulüp o sezon ilk La Liga şampiyonluğunu kazandı ve 1941 yılında bu unvanı korudu. Bu yılların en etkili ve karizmatik oyuncusu, 1939 yılında Racing Santander'den transfer edilen kaptan Germán Gómez'ti. Gómez, 1947-48 sezonuna kadar kesintisiz olarak sekiz sezon boyunca Rojiblancos forması giydi. Orta sahada Machín ve Ramón Gabilondo ile birlikte unutulmaz bir orta saha üçlüsü oluşturdu.

1940'ın ortalarında, Francisco Franco tarafından yayınlanan bir kararnameyle, takımların yabancı isimler kullanması yasaklandı ve kulüp Atlético Aviación de Madrid adını aldı. Eylül 1940'ta Atlético Aviación, 1940 Copa del Generalísimo şampiyonu olan RCD Español'u iki maçlık bir seride mağlup ederek İspanya futbol tarihinin ilk Süper Kupası'nı kazandı. Bu karşılaşma, toplamda 10-4'lük bir galibiyetle sonuçlandı; özellikle ikinci maçı, Campo de Fútbol de Vallecas'ta oynanan ve 7-1 gibi ezici bir skorla tamamlanan mücadele büyük yankı uyandırdı. 14 Aralık 1946 tarihinde kulüp, adından askeri bağlantıyı kaldırma kararı aldı ve kısa süre sonra, 6 Ocak'ta günümüzdeki Club Atlético de Madrid ismini benimsedi. Ayrıca, 1947 yılında Atlético, Metropolitano'da ezeli rakipleri Real Madrid'i 5-0 gibi tarihi bir skorla mağlup ederek, bu zamana kadarki en büyük galibiyetini elde etti.

Altın Çağ (1947-1965): Bu dönem, spor tarihinde altın bir çağ olarak kabul edilir ve genellikle 1947'den 1965'e kadar olan yılları kapsar. Bu yıllarda, birçok spor dalında önemli gelişmeler yaşanmış, yeni yıldız oyuncular ortaya çıkmış ve rekabetin seviyesi yükselmiştir. Altın Çağ, sadece belirli bir spor dalıyla sınırlı olmayıp, futbol, basketbol, beyzbol gibi farklı disiplinlerdeki başarılarla karakterize edilmiştir. Bu dönemdeki gelişmeler, sporun popülaritesini artırmış ve milyonlarca taraftarın ilgisini çekmiştir.

Helenio Herrera, teknik direktörlük kariyerinde Atlético Madrid ile iki lig şampiyonluğu yaşadı. Bu başarılar, kulüp tarihine altın harflerle yazılan dönemlerin bir parçasıydı ve Herrera'nın takıma kattığı değerin somut göstergeleri olarak kabul edildi.
Helenio Herrera, teknik direktörlük kariyerinde Atlético Madrid ile iki lig şampiyonluğu yaşadı. Bu başarılar, kulüp tarihine altın harflerle yazılan dönemlerin bir parçasıydı ve Herrera'nın takıma kattığı değerin somut göstergeleri olarak kabul edildi.

Helenio Herrera yönetiminde ve Larbi Benbarek'in katkılarıyla, Atlético Madrid 1950 ve 1951 yıllarında La Liga şampiyonluğunu tekrar elde etti. Ancak, Herrera'nın 1953 yılında kulüpten ayrılmasıyla birlikte, Atlético Madrid, Real Madrid ve Barcelona'nın gerisinde kalmaya başladı ve 1950'lerin geri kalanında İspanya'nın üçüncü güçlü takımı unvanı için Athletic Bilbao ile mücadele etti.

Ancak, 1960'lar ve 1970'lerde Atlético Madrid, La Liga'da ikinci sıradaki yer için Barcelona ile ciddi bir rekabet yaşadı. 1957-58 sezonunda Ferdinand Daučík teknik direktörlüğe getirildi ve Atlético Madrid'i La Liga'da ikinciliğe taşıdı. Bu başarı, Atlético Madrid'in 1958-59 sezonu Avrupa Kupası'na katılmasını sağladı; çünkü o dönemde kupayı kaldıran Real Madrid, aynı zamanda Avrupa'nın şampiyonuydu. Brezilyalı forvet Vavá ve Enrique Collar gibi oyuncuların liderliğinde Atlético Madrid, Drumcondra, CSKA Sofia ve Schalke 04 takımlarını eleyerek yarı finale yükseldi. Yarı finalde, Santiago Bernabéu'da oynanan ilk maçı 2-1 kaybeden Atlético Madrid, rövanşta Metropolitano'da Real Madrid'i 1-0 mağlup etti. Eşleşmenin sonucu belirlenemediği için maç tekrar oynandı ve Real Madrid, Zaragoza'da 2-1 galip gelerek tur atladı.

Atlético Madrid, eski Real Madrid teknik direktörü José Villalonga yönetiminde, 1960 ve 1961 yıllarında iki kez üst üste Copa del Rey finalini kazanarak intikamını aldı. 1962 yılında ise, Fiorentina'yı tekrar maçta 3-0 yenerek Avrupa Kupası Şampiyonları Kupası'nı kaldırdılar. Bu başarı, kulüp için önemliydi; çünkü Kupası Şampiyonları Kupası, Real Madrid'in hiç kazanamadığı tek büyük Avrupa kupasıydı. Bir sonraki yıl, kulüp 1963 finalinde İngiliz takımı Tottenham Hotspur'a 5-1 mağlup olarak şampiyonluğu kaçırdı. Bu dönemde etkili bir oyuncu olan Enrique Collar'ın yanı sıra, orta saha oyuncusu Miguel Jones ve oyun kurucu Adelardo gibi isimler de kadrodaki önemli parçalardı.

Atlético Madrid'in en iyi yılları, aynı zamanda Real Madrid'in baskın olduğu dönemlere denk geldi. 1961 ile 1980 yılları arasında, Real Madrid La Liga'da 14 kez şampiyonluğa ulaşarak büyük bir üstünlük sağladı. Bu dönemde, sadece Atlético Madrid, Real Madrid'e ciddi bir mücadele verdi; 1966, 1970, 1973 ve 1977 yıllarında La Liga şampiyonluğunu kazanırken, 1961, 1963 ve 1965 yıllarında da ikinci oldu. Ayrıca, kulüp 1965, 1972 ve 1976 yıllarında üç kez Copa del Rey'i kazandı. 1965 yılında, La Liga'da Real Madrid'in ardından ikinci sırada yer alarak büyük bir mücadele verdiler ve Atlético Madrid, sekiz yıl sonra ilk kez Real Madrid'i Bernabéu'da mağlup eden takım oldu.

Avrupa Kupası Finallerinde Yer Alan Takımlar (1965-1974): Bu dönem, Avrupa'nın en prestijli kulüplerini karşılaştıran ve futbol tarihine damga vuran maçlara sahne oldu. 1965 ile 1974 yılları arasında düzenlenen Avrupa Kupası finallerinde mücadele eden takımlar, o dönemin futbol anlayışını yansıtan önemli birer temsilciydi. Bu karşılaşmalar, sadece sportif başarıları değil, aynı zamanda farklı ülkelerin futbol kültürlerini ve taktiksel yaklaşımlarını da gözler önüne serdi. Her final maçının kendine özgü hikayesi vardı; bazıları dramatik sonuçlarla, bazıları ise unutulmaz performanslarla tarihe geçti. Bu dönemdeki finaller, Avrupa futbolunun altın çağı olarak kabul edilir ve hala büyük bir nostaljiyle hatırlanır.

Atletico Madrid kulübünün İspanya futbol ligleri sistemindeki sıralama performansı aşağıdaki tabloda özetlenmiştir. Bu tablo, kulübün farklı liglerdeki başarılarını ve genel sıralamasını göstermektedir. Tabloda yer alan bilgiler, Atletico Madrid'in İspanyol futbol tarihinde edindiği önemli başarıları yansıtmaktadır.
Atletico Madrid kulübünün İspanya futbol ligleri sistemindeki sıralama performansı aşağıdaki tabloda özetlenmiştir. Bu tablo, kulübün farklı liglerdeki başarılarını ve genel sıralamasını göstermektedir. Tabloda yer alan bilgiler, Atletico Madrid'in İspanyol futbol tarihinde edindiği önemli başarıları yansıtmaktadır.
José Eulogio Gárate ve Javier Irureta, 1974 Avrupa Kupası finaline yükselen Atlético Madrid takımının önemli hücum oyuncuları olarak öne çıktılar. Bu iki futbolcu, takıma gol katkılarıyla sadece o sezon değil, kulüp tarihinin de unutulmaz sayfalarına adını altın harflerle yazdırdı. Gárate'nin skorerliği ve Irureta'nın oyun zekası, Atlético'nun Avrupa sahnesinde önemli bir güç olarak yükselmesine katkıda bulundu.
José Eulogio Gárate ve Javier Irureta, 1974 Avrupa Kupası finaline yükselen Atlético Madrid takımının önemli hücum oyuncuları olarak öne çıktılar. Bu iki futbolcu, takıma gol katkılarıyla sadece o sezon değil, kulüp tarihinin de unutulmaz sayfalarına adını altın harflerle yazdırdı. Gárate'nin skorerliği ve Irureta'nın oyun zekası, Atlético'nun Avrupa sahnesinde önemli bir güç olarak yükselmesine katkıda bulundu.

1966 yılında, Atlético Madrid kulübü, yıkılarak yerine üniversite binaları ve ENUSA şirketine ait bir ofis binasının inşa edildiği Estadio Metropolitano'dan ayrılarak, Manzanares Nehri kıyısındaki yeni evine, Vicente Calderón Stadyumu'na taşındı. Bu stadyum, 2 Ekim 1966 tarihinde Valencia ile oynanan maçla hizmete girdi. Bu dönemin önemli oyuncuları arasında, tecrübeli Adelardo ve düzenli gol atan Luis Aragonés, Javier Irureta ve José Eulogio Gárate yer alıyordu. Özellikle Gárate, 1969, 1970 ve 1971 yıllarında üç kez Pichichi ödülünü kazanarak ligin en iyi golcüsü unvanını elde etti. 1970'li yıllarda Atlético Madrid, aynı zamanda Arjantin'den Rubén Ayala, Panadero Díaz ve Ramón "Cacho" Heredia gibi oyuncuları kadrosuna dahil etti. Ayrıca teknik direktör Juan Carlos Lorenzo da bu dönemde göreve getirildi. Lorenzo, disiplin, temkin ve rakip takımın oyununu bozmaya odaklanan bir yönetim anlayışına sahipti. Bu yöntemleri bazı çevreler tarafından tartışmalı bulunsa da, sonuçları başarılı oldu. 1973 yılında La Liga şampiyonluğunu kazandıktan sonra, kulüp 1974 Avrupa Kupası finaline yükseldi. Finale ulaşırken Atlético Madrid, Galatasaray, Dinamo Bükreş, Kızılyıldız ve Celtic gibi güçlü rakipleri elemeyi başardı. Celtic ile oynanan yarı final rövanş maçında, Atlético Madrid'den Ayala, Díaz ve Quique aynı maçta kırmızı kart görerek oyun dışı kaldı. Bu zorlu mücadelede Atlético Madrid, 0-0 beraberlikle sahadan ayrılırken, rövanş maçında Gárate ve Adelardo'nun golleriyle 2-0 galip gelmeyi başardı. Ancak Heysel Stadyumu'ndaki finalde Atlético Madrid, Bayern Münih'e karşı üstün bir mücadele sergilese de mağlup oldu. Franz Beckenbauer, Sepp Maier, Paul Breitner, Uli Hoeneß ve Gerd Müller gibi yıldızları kadrosunda bulunduran Bayern Münih karşısında Atlético Madrid, uzatma dakikalarında öne geçti. Aragonés'in harika bir frikikle attığı gol, maçı kazanacak gibi görünürken, Bayern savunmacısı Georg Schwarzenbeck'in uzak mesafeden kaydettiği şok golle eşitlik sağlandı. İki gün sonra Heysel Stadyumu'nda oynanan rövanş maçında ise Bayern Münih, Hoeneß ve Müller'in ikişer gol attığı maçta 4-0 galip gelerek kupayı müzesine kaldırdı.

Aragonés dönemi (1974-1987): Bu dönem, kulüp tarihinin önemli bir bölümünü oluşturur ve birçok unutulmaz anın yaşandığı yıllardır. Kulübün altyapısına yapılan yatırımlar meyvelerini vermeye başlamış, genç yetenekler A takıma yükselmiş ve takımın performansı artmıştır. Ancak, bu dönemde yaşanan bazı talihsizlikler ve rekabetin yoğunluğu nedeniyle, beklentilerin altında kalınmış ve şampiyonluklar kaçırılmıştır. Aragonés'in yönetim anlayışı, disiplin ve genç oyunculara güven üzerine kuruluydu. Bu dönemdeki başarılar, kulübün geleceği için önemli bir temel oluşturmuştur.

Luis Aragonés, Atlético Madrid tarihinin en başarılı teknik direktörlerinden biridir. Kariyeri boyunca kulübe önemli başarılar getirmiş ve taraftarların kalbinde özel bir yere sahip olmuştur. Teknik dehası ve futbol anlayışı, Atlético'nun yükselişinde belirleyici rol oynamıştır.
Luis Aragonés, Atlético Madrid tarihinin en başarılı teknik direktörlerinden biridir. Kariyeri boyunca kulübe önemli başarılar getirmiş ve taraftarların kalbinde özel bir yere sahip olmuştur. Teknik dehası ve futbol anlayışı, Atlético'nun yükselişinde belirleyici rol oynamıştır.

Atletico Madrid, 1974 Avrupa Kupası Finali'ndeki mağlubiyetin ardından kulüp efsanesi Luis Aragonés'i teknik direktör olarak göreve getirdi. Aragonés, daha sonra dört farklı dönemde takımın başına geçti; ilk olarak 1974'ten 1980'e, ardından 1982'den 1987'ye, bir kez daha 1991'den 1993'e ve son olarak 2002'den 2003'e kadar kulübe hizmet etti. Aragonés yönetimindeki ilk başarı, Bayern Münih'in yoğun fikstürler nedeniyle Intercontinental Cup'a katılmayı reddetmesi üzerine geldi. Avrupa Kupası ikincisi olarak Atletico Madrid, turnuvaya davet edildi. Rakip, Arjantin ekibi Independiente oldu ve Atletico, deplasmandaki ilk maçı 1-0 kaybederken, rövanş maçını Javier Irureta ve Rubén Ayala'nın golleriyle 2-0 kazanarak kupayı müzesine götürdü. Aragonés, daha sonra kulüple birlikte 1976 yılında Copa del Rey ve 1977 yılında La Liga şampiyonluklarını yaşadı.

Aragonés'in ikinci döneminde, takım La Liga'da ikincilik elde ederken, aynı yıl Copa del Rey'i de kazanarak çift taraflı bir başarı yakaladı. Bu süreçte, Hugo Sánchez'in 19 lig golüyle önemli katkıları oldu ve Sánchez, Pichichi ödülünü kazandı. Ayrıca, Athletic Bilbao ile oynanan kupa finalinde iki gol atarak takımının 2-1 galibiyetini sağladı. Ancak, Sánchez sadece bir sezon kulüpte kaldıktan sonra, şehirdeki ezeli rakipleri Real Madrid'e transfer oldu. Sánchez'in ayrılığına rağmen, Aragonés, takımı Supercopa de España şampiyonluğuna taşıdı ve ardından 1986 yılında Avrupa Kupası Şampiyonları Kupası finaline ulaştırdı. Ancak, Atletico, bu kez Dynamo Kyiv karşısında 3-0 mağlup olarak üst üste üçüncü Avrupa finalini kaybetti.

Geçiş Dönemi (1987-2005): Bu dönem, kulübün tarihinde önemli değişimlerin yaşandığı bir zamandır. Kulüp, hem sahadaki performansıyla hem de yönetimsel yapısıyla büyük dönüşümler geçirdi. Bu yıllarda, farklı teknik direktörler göreve getirildi ve oyuncu kadrosunda sık değişiklikler yapıldı. Amaç, kulübü daha rekabetçi bir konuma getirmekti. Ancak bu süreçte inişli çıkışlı sonuçlar alındı ve şampiyonluk sayısı önceki dönemlere göre azaldı. Bu dönemdeki yönetimsel değişimler de kulübün genel başarısını etkiledi.

Donato, futbol kariyerinin önemli dönemlerinden birini 1988 ile 1993 yılları arasında Atlético kulübünde geçirmiştir. Bu süreçte, kulübe önemli katkılar sağlamış ve taraftarların unutamayacağı anlar yaşatmıştır. Donato'nun Atlético'daki performansı, hem bireysel yetenekleri hem de takım oyununa uyumuyla dikkat çekmiştir.
Donato, futbol kariyerinin önemli dönemlerinden birini 1988 ile 1993 yılları arasında Atlético kulübünde geçirmiştir. Bu süreçte, kulübe önemli katkılar sağlamış ve taraftarların unutamayacağı anlar yaşatmıştır. Donato'nun Atlético'daki performansı, hem bireysel yetenekleri hem de takım oyununa uyumuyla dikkat çekmiştir.
Radomir Antić, Jesús Gil'in yönetim döneminde Atlético Madrid'i üç farklı süreçte yönetti ve bu dönemlerde önemli başarılar elde etti. Özellikle 1996 yılında, takımın hem lig şampiyonluğunu kazanmasını sağlayarak tarihi bir başarıya imza attı, aynı zamanda kupada da zafere ulaşarak çift taraflı bir zaferin mimarı oldu. Bu dönemdeki başarısıyla kulüp tarihine adını altın harflerle yazdırdı.
Radomir Antić, Jesús Gil'in yönetim döneminde Atlético Madrid'i üç farklı süreçte yönetti ve bu dönemlerde önemli başarılar elde etti. Özellikle 1996 yılında, takımın hem lig şampiyonluğunu kazanmasını sağlayarak tarihi bir başarıya imza attı, aynı zamanda kupada da zafere ulaşarak çift taraflı bir zaferin mimarı oldu. Bu dönemdeki başarısıyla kulüp tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

1987 yılında, tartışmalı bir siyasetçi ve iş adamı olan Jesús Gil, kulüp başkanlığına getirildi. Gil, kulübü yönettiği (ve 1992'de Atlético'nün taraftar tarafından sahip olunan bir kulüpten Sociedad Anónima Deportiva'ya zorunlu geçiş sürecinde, kulübün %95 hissesini ele geçirerek ve tek bir pesetayı bile ödemeden dolandırıcılık yaparak) 2003 yılının Mayıs ayına kadar başkanlık görevine devam etti.

Atlético, La Liga şampiyonluğuna ulaşmak için on yıllık bir bekleyişin ardından büyük bir özlemle lig başarısı arıyordu. Gil, hemen devreye girerek önemli transferlere imza attı ve bu oyuncular arasında, Porto ile Şampiyonlar Ligi'ni kazanan Portekizli kanat oyuncusu Paulo Futre de yer aldı. Ancak tüm bu harcamalar, sadece 1991 ve 1992 yıllarında üst üste iki Copa del Rey şampiyonluğu getirdi; lig şampiyonlukları ise hala uzak bir hedef olarak kaldı. Atlético'nün La Liga şampiyonluğuna en çok yaklaştığı sezon, Johan Cruyff yönetimindeki Barcelona'nın 10 puan önünde ikinci sırada yer aldığı 1990-91 sezonuydu. Gil, kulübü yönetme biçimiyle tanınan acımasız bir figür haline geldi. Lig başarısı için birçok ünlü teknik direktörü göreve getirdi ve görevden aldı; bunlar arasında César Luis Menotti, Ron Atkinson, Javier Clemente, Tomislav Ivić, Francisco Maturana ve Alfio Basile'nin yanı sıra kulüp efsanesi Luis Aragonés de yer aldı. Gil ayrıca 1992 yılında Atlético'nün genç oyuncu akademisini kapattı; bu karar, 15 yaşındaki akademi üyesi Raúl için önemli sonuçlar doğurdu. Raúl, bu durumun bir sonucu olarak, daha sonra büyük rakipleri Real Madrid ile dünya çapında ün kazanacaktı. Bu hamle, Gil tarafından başlatılan kulüp içi genel iş yapısı değişikliğinin bir parçasıydı; Atlético, İspanyol şirketler hukukunda yakın zamanda tanıtılan özel yasal statüden yararlanan bir Sociedad Anónima Deportiva (Anonim Şirket) haline geldi ve bu yapı, bireylerin kulüp hisselerini satın almasına ve ticaret yapmasına olanak tanıyordu.

1994-95 sezonunda, Atlético ligde kalmayı sadece sezonun son gününde elde ettiği beraberlikle başardı. Bu durum, yaz aylarında bir başka teknik direktör değişikliğine ve kadro genelinde büyük değişikliklere yol açtı. Beklenmedik bir şekilde, 1995-96 sezonunda, göreve yeni atanan teknik direktör Radomir Antić, kadrosunda Toni, Roberto Solozábal, Delfí Geli, Juan Vizcaíno, José Luis Caminero, Diego Simeone ve Kiko gibi oyuncuların yanı sıra Milinko Pantić, Lyuboslav Penev, Santi Denia ve José Francisco Molina gibi yeni transferlerin de yer aldığı bir takımla, kulübün uzun zamandır aradığı lig şampiyonluklarını getirdi ve Atlético, La Liga ve Copa del Rey'i aynı sezon kazanarak çift taraflı bir başarı elde etti. Bir sonraki sezon olan 1996-97'de, kulüp ilk kez UEFA Şampiyonlar Ligi'ne katıldı. Beklentiler ve hevesler yükselirken, yaz aylarında yapılan en dikkat çekici transferler arasında Real Madrid'den forvet oyuncusu Juan Esnáider ve Euro 1996'da Çek Cumhurya adına başarılı bir performans sergileyen Radek Bejbl yer aldı. Hem ligde hem de Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden Atlético, lig şampiyonluğu yarışından erken çekilirken, Şampiyonlar Ligi'nde ise çeyrek final turunda Ajax'a uzatma dakikalarında mağlup olarak elendi. 1997-98 sezonu öncesinde, transferlere devam edildi ve Christian Vieri ile Juninho gibi önemli oyuncular kadroya dahil edildi. Ancak tüm bu başarılar, Gil'in genel stratejisinde önemli bir değişiklik yaratmadı ve Antić üç sezon boyunca görevi sürdürse de, 1998 yazında Arrigo Sacchi göreve getirildi; ancak Sacchi de sadece altı aydan kısa bir süre görev yaptı. Antić daha sonra 1999'un başlarında tekrar göreve getirilse de, sezon sonunda Claudio Ranieri ile yer değiştirdi.

Fernando Torres, kariyerine Atlético Madrid'de başlayarak futbol dünyasında önemli bir sayfa açtı ve özellikle İspanya milli takımındaki başarılarıyla adını altın harflerle yazdırdı.
Fernando Torres, kariyerine Atlético Madrid'de başlayarak futbol dünyasında önemli bir sayfa açtı ve özellikle İspanya milli takımındaki başarılarıyla adını altın harflerle yazdırdı.

1999-2000 sezonu, Atlético için felaketle sonuçlandı. Aralık 1999'da, kulüp fonlarının kötüye kullanılmasıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında Gil ve yönetim kurulu görevden alındı ve hükümet tarafından atanan José Manuel Rubí, kulübün günlük işlerini yürütmeye başladı. Kulüp başkanı Jesús Gil'in ve yönetim kurulunun uzaklaştırılmasıyla birlikte, oyuncuların performansı düştü ve kulüp zorlu bir dönem geçirdi. Ranieri, takımın lig sıralamasında 20 takım arasında 17. sırada yer alması ve düşme tehlikesiyle karşı karşıya olması üzerine istifa etti. Üçüncü kez teknik direktörlük görevine getirilen Antić, bu kaçınılmaz sonucu engelleyemedi. 2000 yılında Copa del Rey finalini oynama başarısı göstermelerine rağmen, Atlético, 66 yıl içinde ikinci kez küme düştü. Kulüp, iki sezon Segunda División'da kaldı; 2000-01 sezonunda yükselme şansını kıl payı kaçırdıktan sonra, 2002 yılında Segunda División şampiyonluğunu kazanarak yeniden Primera División'a döndü. Dördüncü ve son görevi olan Aragonés, takımı tekrar üst lige taşıyan isim oldu.

Aragonés, bir sonraki sezonda da takımın teknik direktörlüğünü yaptı ve Fernando Torres'e La Liga'daki ilk maçını oynama fırsatı tanıdı. Kulübün altyapısından yetişen Torres, İspanya'da büyük umutlarla takip edilen genç bir oyuncuydu; ligdeki ilk sezonunda olan 2002-03'te, 29 maçta 13 gol kaydetti. Temmuz 2003'te, kulübü devralmasının ardından Chelsea sahibi Roman Abramovich, Torres için 28 milyon poundluk bir teklif sundu; ancak bu teklif Atlético tarafından reddedildi. 2003-04 sezonunda da başarılı olan Torres, 35 maçta 19 gol atarak ligin en çok gol atan oyuncularından biri oldu. Atlético'de 11 yaşından beri bulunan ve erken dönemdeki yeteneğiyle kulübün en genç kaptanlarından biri haline gelen Torres, kulübe büyük katkılar sağladı.

Torres'in ayrılışı ve ardından gelen Avrupa başarısı (2006-2011): Bu dönem, kulüpten Torres'in beklenmedik bir şekilde ayrılığıyla başladı. Ancak bu ayrılık, kulübün Avrupa arenasında önemli başarılar elde etmesine zemin hazırladı. 2006 ile 2011 yılları arasında, takım çeşitli turnuvalarda ve liglerde dikkat çekici performans sergiledi, oyuncular bireysel yeteneklerini gösterdi ve teknik direktörler taktiksel deha sergileyerek kulüp tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Bu dönemdeki şampiyonluk sayıları ve elde edilen başarılar, kulübün tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilir.

Şubat 2007'de Vicente Calderón Stadyumu'nda oynanan bir Madrid derbisinde, Atlético taraftarları takımlarını coşkuyla destekledi. Bu maç, kulüp ve taraftar arasındaki güçlü bağın önemli bir örneğiydi.
Şubat 2007'de Vicente Calderón Stadyumu'nda oynanan bir Madrid derbisinde, Atlético taraftarları takımlarını coşkuyla destekledi. Bu maç, kulüp ve taraftar arasındaki güçlü bağın önemli bir örneğiydi.

2006 yılında, Atlético Madrid Portekizli orta saha oyuncuları Costinha ve Maniche'yi, ayrıca Arjantinli forvet Sergio Agüero'yu kadrosuna dahil etti. Temmuz 2007'de, Torres kulüpten ayrılarak 38 milyon Euro karşılığında Liverpool'a transfer oldu; aynı dönemde Luis García da kulüple yollarını ayırarak farklı bir anlaşmayla takıma katıldı. Kulüp ayrıca, yaklaşık 21 milyon Euro karşılığında Villarreal'den eski Avrupa Altın Ayakkabı ve Pichichi ödüllerinin sahibi olan Uruguaylı Diego Forlán'ı kadrosuna dahil etti. Diğer önemli transferler arasında, 20 milyon Euro karşılığında Benfica'dan Portekizli kanat oyuncusu Simão Sabrosa ve 12 milyon Euro karşılığında Arsenal'den kanat oyuncusu José Antonio Reyes yer aldı.

Temmuz 1996'da, Atlético Madrid yönetim kurulu, kulübün stadının bulunduğu araziyi satmak ve takımı, belediyeye ait Olimpiyat Stadı'na taşımak için Madrid Belediyesi ile anlaşmaya vardı. Bu stadyum 2016 yılında kulüp tarafından 30,4 milyon Euro karşılığında satın alındı. Madrid, 2016 Yaz Olimpiyat Oyunları'na ev sahipliği yapmak için başvurmuş ancak Rio de Janeiro'ya karşı mücadelede yenilgiye uğramıştı. 2007-08 sezonu, kulüp için son on yıldaki en başarılı dönem olarak kayda geçti. Takım, UEFA Kupası'nda çeyrek finale yükseldi; burada Bolton Wanderers'a mağlup oldu. Ayrıca, Copa del Rey'de de çeyrek final oynadı ve bu aşamada şampiyon olan Valencia'ya yenildi. En önemlisi, takım lig sezonunu dördüncü sırada tamamlayarak, 1996-97 sezonundan beri ilk kez UEFA Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkı elde etti.

3 Şubat 2009 tarihinde, Javier Aguirre, sezona kötü bir başlangıç yapması nedeniyle teknik direktörlük görevinden alındı. Daha sonra Aguirre, bu durumun doğru olmadığını ve kendi isteğiyle, kovulmak yerine anlaşarak ayrıldığını iddia etti. Direktörlüğünden alınmasının ardından taraftarlar arasında büyük tepki oluştu; birçok kişi, Atletico'nun sorunlarının nedeninin oyuncular olduğunu, özellikle de Diego Forlán'ın performansını gösterdiğini düşündü. Eski teknik direktörüne destek veren Forlán, "Javier'i görevden almak kolay bir yoldu, ancak o bizim sorunlarımızın nedeni değildi. Oyuncular suçlu çünkü iyi oynamadık ve çok hata yaptık" şeklinde açıklama yaptı. Bu durumun ardından Abel Resino, Atletico'nun yeni teknik direktörü olarak göreve getirildi. Atletico, sezonun ikinci yarısında da başarılı bir performans sergileyerek ligde yeniden dördüncü sıraya yükseldi ve UEFA Şampiyonlar Ligi playoff turuna katılma hakkı elde etti. Forvet oyuncusu Diego Forlán, o sezon 32 gol atarak Pichichi ödülünü kazandı ve ayrıca Avrupa Altın Ayakkabı'ya layık görüldü. Atletico, bu başarıyı, önümüzdeki Şampiyonlar Ligi sezonu için kadrosunu güçlendirme fırsatı olarak gördü. Tecrübeli kaleci Leo Franco'nun yerine genç kaleci David de Gea, Real Valladolid'den gelecek vadeden genç oyuncu Sergio Asenjo ve Real Betis savunmacısı, aynı zamanda İspanya Milli Takımı oyuncusu olan Juanito, bonservis bedeli ödenmeden transfer edildi. Büyük kulüplerin yıldız oyuncular Agüero ve Forlán'ı satmak için baskı yapmasına rağmen, Atletico, güçlü hücum hattını koruma konusunda kararlıydı ve yeni sezonda başarılı olmak umuduyla bu stratejiyi sürdürdü.

Bu dönemde Atlético Madrid'in forvet hattındaki iki önemli oyuncu, sol kanatta görev alan Sergio Agüero ve sağ kanatta etkili olan Diego Forlán'dır. Diego Forlán, 2009 yılında Avrupa Altın Ayakkabı ödülüne layık görülerek, o sezonki performansının takdir edildiğini göstermiştir.
Bu dönemde Atlético Madrid'in forvet hattındaki iki önemli oyuncu, sol kanatta görev alan Sergio Agüero ve sağ kanatta etkili olan Diego Forlán'dır. Diego Forlán, 2009 yılında Avrupa Altın Ayakkabı ödülüne layık görülerek, o sezonki performansının takdir edildiğini göstermiştir.

2009-10 sezonu, Atlético Madrid için beklentilerin altında bir başlangıçla başladı; takım, birçok maçta mağlubiyetler aldı ve kalesinde çok gol gördü. 21 Ekim'de, Atlético Madrid, Şampiyonlar Ligi grup aşamasında İngiliz ekibi Chelsea karşısında sahadan 4-0'lık ağır bir yenilgiyle ayrıldı. Bu mağlubiyetin ardından, Atlético yönetiminin teknik direktör Abel Resino ile yollarını ayırma kararı aldı. Danimarkalı eski futbolcu Michael Laudrup'un transfer edilememesinin ardından, Atlético Madrid, sezonun geri kalanında takımın başına Quique Sánchez Flores'in geçici olarak getirildiğini duyurdu. Ekim 2009'da teknik direktör koltuğuna Sánchez Flores'in gelmesiyle birlikte, Atlético Madrid'in performansı birçok alanda iyileşme gösterdi. Ancak, takım La Liga'da 2009-10 sezonunda beklentilerin altında kalarak dokuzuncu sırada yer aldı. Buna rağmen, Şampiyonlar Ligi'nde grup aşamasında üçüncü olarak UEFA Avrupa Ligi'ne katılma hakkı elde etti. Atlético Madrid, bu turnuvada İngiliz temsilcisi Liverpool ile oynanan yarı final maçını ve ardından Almanya'nın Hamburg şehrinde bulunan HSH Nordbank Arena'da gerçekleştirilen finalde Fulham'a karşı üstünlük sağlayarak UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğunu kazandı. Diego Forlán, takımının gollerini kaydetti; ikincisi ise uzatma dakikalarında atılan galibiyet golü oldu ve Atlético Madrid, 2-1'lik skorla kupayı müzesine götürdü. Bu zafer, Atlético Madrid'in 1961-62 sezonunda kazanılan Avrupa Kupası Şampiyonları Kupası'ndan sonraki ilk Avrupa şampiyonluğu olması bakımından önemli bir dönüm noktasıydı. Ayrıca, 19 Mayıs 2010 tarihinde Barcelona'daki Camp Nou stadyumunda oynanan finalde Sevilla ile karşılaşan Atlético Madrid, Copa del Rey'de de finale yükselmeyi başarmış ancak rakibine 2-0 mağlup olarak bu kupayı kaçırmıştı. UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğu sayesinde, Atlético Madrid, 2010 UEFA Süper Kupa maçında, 2009-10 sezonunda Şampiyonlar Ligi'ni kazanan İtalyan ekibi Inter Milan ile karşılaşma hakkı elde etti. 27 Ağustos 2010 tarihinde Monako'daki Stade Louis II stadyumunda oynanan bu mücadelede, José Antonio Reyes ve Agüero'nun attığı gollerle Atlético Madrid, 2-0'lık skorla sahadan ayrıldı ve kulüp tarihinin ilk UEFA Süper Kupa zaferini elde etti.

Atlético Madrid, 2010-11 sezonunda beklentilerin altında bir performans sergiledi; La Liga'da sadece yedinci sırada yer aldı ve Copa del Rey'de çeyrek finale, UEFA Avrupa Ligi'nde ise grup aşamasına kadar ilerleyebildi. Bu durum, teknik direktör Sánchez Flores'in sezonun sona ermeden görevden ayrılmasına yol açtı ve yerine eski Sevilla teknik direktörü Gregorio Manzano getirildi.

Diego Simeone'nin Devrimi ve Atlético Madrid'in Yeniden Doğuşu (2011-2025): Diego Simeone, 2011 yılında Atlético Madrid'in teknik direktörlüğüne getirildiğinde kulübü kökten değiştirmeye karar verdi. Simeone'nin getirdiği disiplin, mücadele ve taktiksel zeka, Atlético'yu İspanya futbolunun zirvesine taşıdı. Simeone döneminde Atlético, La Liga şampiyonlukları (2013-14, 2018-19) yaşadı ve UEFA Şampiyonlar Ligi'nde önemli başarılar elde etti. Simeone'nin oyuncu seçimleri ve saha içi taktikleri, kulübün kimliğini yeniden tanımlarken, taraftarların da desteğini arkasına alarak unutulmaz bir dönem başlattı. Bu dönemde birçok yıldız futbolcu yetişti ve takım, Avrupa arenasında rekabet gücü yarattı. Simeone'nin liderliğindeki Atlético Madrid, sadece sportif başarılarla değil, aynı zamanda mücadeleci ruhuyla da tüm dikkatleri üzerine çekti.

Diego Simeone, kulübü iki kez UEFA Şampiyonlar Ligi finaline taşıma başarısı göstermiştir.
Diego Simeone, kulübü iki kez UEFA Şampiyonlar Ligi finaline taşıma başarısı göstermiştir.

23 Aralık 2011 tarihinde, Atlético kulübü, Manzano'nun yerine Arjantinli eski oyuncusu Diego Simeone'yi teknik direktör olarak göreve getirdi. Kulüp, üç yıldan kısa bir süre içinde beş farklı teknik adamla çalışmış ve genç yetenekler olan Agüero ve de Gea gibi isimlerin Premier League'e transfer olmasına izin vermişti. Simeone'nin göreve geldiği dönemde takım, La Liga'da 10. sırada yer alıyordu ve son beş maçının dördünü kaybetmişti. Simeone'nin göreve getirilmesi, Avrupa'daki tecrübesi sınırlı olan ve daha önce İtalya'nın Catania takımıyla Avrupa kupalarında mücadele etmiş bir teknik adam olması nedeniyle riskli bir hamle olarak görüldü. Ancak Simeone, kısa sürede Atlético'yu önemli bir güç haline getirdi. Oyuncuyken agresif ve mücadeleci yapısıyla tanınan Simeone, bu aynı hırsı ve her koşulda kazanma mentalitesini teknik direktör olarak da Atlético'ya taşıdı. Onun önceliği, genç Chelsea kiralık oyuncusu olan kaleci Thibaut Courtois ve Uruguaylı stoper Diego Godín liderliğinde güçlü bir savunma hattı kurmaktı. Simeone'nin göreve gelmesiyle birlikte elde edilen sonuçlar hemen kendini gösterdi; onun Atlético'yu yönettiği ilk altı maçta takım, kalesine gol görmedi. İspanyol futbol yazarı Andy West'e göre, Atlético taraftarları kısa sürede Simeone'yi kabullenmişti, özellikle de onun kulüp tarihinin en önemli dönemlerinden olan 1995-96 sezonunda yaşadığı şampiyonluk ve kupa ikilisindeki rolü hatırlanıyordu.

Simeone yönetiminde Atlético, kuruluşundan üç yıl sonra ikinci UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğunu kazandı; Atlético, 9 Mayıs 2012'de Bükareş'teki Ulusal Arena'da oynanan final maçında Athletic Bilbao'yu Radamel Falcao'nun iki ve Diego'nun bir golüyle 3-0 mağlup etti. Avrupa Ligi şampiyonluğu ile birlikte Atlético, önceki sezonun Şampiyonlar Ligi galibi olan Chelsea ile 2012 UEFA Süper Kupa maçına katılma hakkı elde etti. Maç, 31 Ağustos 2012'de Monako'daki Stade Louis II'de oynandı; Atlético, Falcao'nun ilk yarıda attığı hat-trick ile maçı 4-1 kazanarak kupayı müzesine götürdü. 17 Mayıs 2013 tarihinde, Atlético, gergin geçen bir maçta Real Madrid'i 2-1 mağlup ederek Copa del Rey şampiyonluğunu kazandı; her iki takım da aynı zamanda 10 oyuncuyla mücadele etti. Bu zafer, Atlético'nün 14 yıldır ve 25 maçtır yaşayamadığı Madrid derbisinde galip gelmesini sağladı. 2012-13 sezonunda kulüp, bir yıldan biraz daha kısa sürede üç kupa kazanarak büyük bir başarı elde etti. 17 Mayıs 2014'te, Camp Nou'da Barcelona ile oynanan ve 1-1 berabere biten maç, Atlético'nun La Liga şampiyonluğunu ilan etmesini sağladı; bu, kulübün 1996'dan beri ilk lig şampiyonluğu ve Barcelona veya Real Madrid'in şampiyonluk kazanamadığı ilk sezondu. Bir hafta sonra, Atlético, aynı şehirde bulunan rakipleri Real Madrid ile Şampiyonlar Ligi finalinde karşılaştı; bu, kulüplerin 1974'ten beri ilk ve aynı şehirdeki iki takım arasında oynanan ilk Şampiyonlar Ligi finaliydi. Atlético, Godín'in golüyle ilk yarıda öne geçti ve maçın son dakikalarına kadar skoru korudu; ancak üçüncü uzatma dakikasında Sergio Ramos'un kafa vuruşuyla eşitlenmesi üzerine maç uzatmalara gitti ve Real Madrid, bu uzatmaları 4-1 kazanarak şampiyonluğa ulaştı.

Antoine Griezmann, Atlético Madrid'in tüm zamanların en golcü oyuncusu olup, 2018 yılında UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğunun sevincini yaşamıştır.
Antoine Griezmann, Atlético Madrid'in tüm zamanların en golcü oyuncusu olup, 2018 yılında UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğunun sevincini yaşamıştır.

Antoine Griezmann, La Liga'da gösterdiği başarılı performans ve 2014 FIFA Dünya Kupası'ndaki rolüyle dikkat çeken bir oyuncu olarak, 28 Temmuz 2014 tarihinde Real Sociedad'dan Atlético Madrid'e transfer oldu. Atlético'deki ilk döneminde, Griezmann beş sezon boyunca kulübün en golcü oyuncusu ünvanını elde etti. Bu süreçte, hem kulüp düzeyinde hem de uluslararası arenada önemli başarılar kazandı. Özellikle UEFA Euro 2016'da gösterdiği performansla turnuvanın en iyi oyuncusu seçilirken, aynı zamanda en çok gol atan oyuncu unvanını da elde etti. Aynı yıl, Ballon d'Or sıralamasında Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo'nun ardından üçüncü sırada yer aldı. Atlético Madrid, 2015-16 sezonunda üç yıl içinde ikinci kez Şampiyonlar Ligi finaline yükseldi; ancak bu finalde de ezeli rakipleri Real Madrid ile karşılaştı ve penaltılarla mağlup oldu (1-1). Kulüp, 21 Mayıs 2017 tarihinde Vicente Calderón Stadumu'ndaki son maçını oynadıktan sonra, Madrid'in doğusundaki Wanda Metropolitano'ya taşındı. 2018 yılında, Atlético, Lyon'daki Stade de Lyon'da Marseille'i 3-0 yenerek dokuz yıl içindeki üçüncü UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğunu kazandı. Bu maçta Griezmann iki gol atarken, takım kaptanı Gabi de bir gole imza attı; bu, onun kulüpteki son maçıydı. Ayrıca, sonraki sezonun başında Tallinn'deki Lilleküla Arena'da Real Madrid'i 4-2 mağlup ederek bir UEFA Süper Kupa şampiyonluğu da elde etti.

Diego Simeone, 2021 yılında La Liga şampiyonluğunu kutluyor.

Diego Simeone, futbol dünyasında hem bir oyuncu olarak edindiği saygınlıkla hem de teknik direktörlük kariyerindeki başarılarla tanınan önemli bir figürdür. Özellikle Atlético Madrid'deki görev süresi boyunca gösterdiği istikrar ve elde ettiği başarılar, onu modern futbolun en etkili isimlerinden biri yapmıştır. Simeone'nin yönetim anlayışı, disiplin, mücadeleci ruh ve taktiksel zeka üzerine kuruludur. Bu özellikler, Atlético Madrid'i rakiplerine karşı zorlu bir takım haline getirmiş ve kulübün tarihinde unutulmaz başarılara imza atmasını sağlamıştır. 2021 yılında kazanılan La Liga şampiyonluğu, Simeone yönetimindeki Atlético Madrid'in geldiği nokta ve gösterdiği gelişim açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Bu zafer, sadece bir şampiyonluk değil, aynı zamanda Simeone'nin futbol felsefesinin ve takıma aşıladığı değerlerin somut bir kanıtıdır.
Diego Simeone, 2021 yılında La Liga şampiyonluğunu kutluyor. Diego Simeone, futbol dünyasında hem bir oyuncu olarak edindiği saygınlıkla hem de teknik direktörlük kariyerindeki başarılarla tanınan önemli bir figürdür. Özellikle Atlético Madrid'deki görev süresi boyunca gösterdiği istikrar ve elde ettiği başarılar, onu modern futbolun en etkili isimlerinden biri yapmıştır. Simeone'nin yönetim anlayışı, disiplin, mücadeleci ruh ve taktiksel zeka üzerine kuruludur. Bu özellikler, Atlético Madrid'i rakiplerine karşı zorlu bir takım haline getirmiş ve kulübün tarihinde unutulmaz başarılara imza atmasını sağlamıştır. 2021 yılında kazanılan La Liga şampiyonluğu, Simeone yönetimindeki Atlético Madrid'in geldiği nokta ve gösterdiği gelişim açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Bu zafer, sadece bir şampiyonluk değil, aynı zamanda Simeone'nin futbol felsefesinin ve takıma aşıladığı değerlerin somut bir kanıtıdır.

25 Eylül 2020 tarihinde, Atlético Madrid, Luis Suárez'i Barcelona'dan kadrosuna dahil etti. Dünya futbolunun en iyi santraforlarından biri olan Suárez, kulübe büyük bir etki yarattı ve beklenmedik şekilde elde edilen La Liga şampiyonluğunda kilit rol oynadı; bu zafer, 2013-14 sezonundaki şampiyonluğun yedi yıl sonraki bir tekrarıydı. Suárez, ilk 19 La Liga maçında 17 gol atarak Atlético'nun Ocak ayına kadar 10 puanlık bir avantaj elde etmesine yardımcı oldu. Takımın sezonun ilerleyen bölümlerinde performans düşüşleri yaşasa da, Suárez'in yılmaz rekabetçi ruhu belirleyici oldu; oyuncu, şampiyonluğu garantilemek için son iki maçta kritik goller attı. Şampiyonluk kazanan 2020-21 sezonunun son maçı, 22 Mayıs 2021 tarihinde José Zorrilla Stadyumu'nda oynandı ve Atlético, Valladolid'i 2-1 mağlup etti. 16 Nisan 2024 tarihinde, takım, kulüp tarihinin ilk kez FIFA Kulüpler Dünya Kupası'na katılma hakkını elde etti; bu, Barcelona'nın da Şampiyonlar Ligi'nden elendiği ve Atlético'nun UEFA'nın dört yıllık sıralamasında daha üst sıralarda yer aldığı bir dönemde gerçekleşti.

Apollo Sports Capital'in satın alma süreci (2026 – günümüz): Bu süreç, spor endüstrisindeki önemli bir dönüm noktasıdır ve çeşitli stratejik hedeflere hizmet etmektedir. Detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

12 Mart 2026 tarihinde, Atlético Madrid kulübü, Apollo Sports Capital şirketinin kulübün çoğunluk hissesini satın alarak ortaklık anlaşmasının tamamlandığını duyurdu. Bu önemli yatırım, kulübün geleceği için yeni fırsatlar sunarken, yönetim yapısında ve stratejik hedeflerinde değişikliklere yol açması bekleniyor.

Son yıllarda kaydedilen gelişmeler ve performanslar şu şekilde özetlenebilir: [Buraya ilgili sezonlardaki detaylı bilgiler eklenecektir.]

Önceki on yıla ait istatistikler aşağıda sunulmaktadır. Kulüp tarihine dair daha kapsamlı bilgiler için, "Atlético Madrid'in Sezonları" başlıklı listeye başvurabilirsiniz. Bu liste, kulübün geçmiş performansını ayrıntılı olarak incelemek isteyen okuyuculara geniş bir kaynak sağlamaktadır.

  • İspanya futbol lig sisteminin en üst seviyesi olan La Liga'da geçirilen sezon sayısı: 89.
  • İspanya lig sistemi, ikinci seviye (Segunda División) olarak adlandırılan ligde geçirilen sezon sayısı: 6.

Rekabetler Spor tarihinde rekabetler, sadece iki takımın mücadelesini değil, aynı zamanda farklı kültürlerin, ideolojilerin ve hatta dönemlerin çatışmasını da temsil eden derin ve karmaşık olgular olmuştur. Bu rekabetler, taraftarlar arasında tutkulu bir bağlılık yaratırken, sporcuları daha yüksek seviyelere ulaştırmış ve sporu izleyenlerin heyecanını doruk noktasına taşımıştır. Rekabetin doğası gereği, her maç benzersiz bir atmosfer yaratır ve tarihe geçebilecek unutulmaz anlara sahne olabilir. Bu rekabetler, sadece skor tablolarıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda sporun sosyal ve kültürel önemini de vurgular.

Real Madrid, İspanya'nın başkenti Madrid merkezli, dünya çapında büyük bir hayran kitlesine sahip, köklü ve başarılı bir futbol kulübüdür. Kulüp, 6 Mart 1902 tarihinde "Madrid Football Club" adıyla kurulmuş olup, tarihin en saygın ve ödüllü spor organizasyonlarından biri olarak kabul edilmektedir. Real Madrid, İspanya La Liga'daki baskın konumuyla tanınmakta ve Avrupa futbolunda da önemli bir rol oynamaktadır. Kulüp, zengin bir başarı geçmişine sahiptir. Özellikle Şampiyonlar Ligi'ndeki üstünlüğüyle bilinir; 14 kez bu kupayı müzesine götürmüştür. Bu sayı, diğer tüm kulüplerin toplamından daha fazladır ve Real Madrid'i Avrupa'nın en başarılı kulübü konumuna yükseltmektedir. Ayrıca, La Liga şampiyonlukları da saymakla bitmez; onlarca lig şampiyonluğu, kulübün İspanya futbolundaki hakimiyetini açıkça göstermektedir. Real Madrid, sadece başarılarıyla değil, aynı zamanda yetiştirdiği efsanevi oyuncularla da tarihe geçmiştir. Alfredo Di Stéfano, Ferenc Puskás, Francisco Gento, Zinedine Zidane, Cristiano Ronaldo gibi isimler, kulübün tarihine damga vurmuş ve dünya futbolunun en iyileri arasında yer almıştır. Bu oyuncular, sadece bireysel yetenekleriyle değil, aynı zamanda takımın başarısına olan katkılarıyla da unutulmazlar. Kulüp, Santiago Bernabéu Stadyumu'nda maçlarını oynamaktadır. Bu stadyum, kulübün sembollerinden biri olup, milyonlarca taraftarın heyecanla takip ettiği karşılaşmalara ev sahipliği yapmaktadır. Real Madrid, sadece bir futbol kulübü olmanın ötesinde, İspanya ve dünya genelinde büyük bir kültürel etkiye sahip bir markadır.

2014 Madrid Derbisi

Madrid derbileri, İspanya futbolunun en köklü ve heyecan verici rekabetlerinden biridir. Bu maçlar, sadece şehirdeki iki büyük kulüp olan Real Madrid ve Atlético Madrid arasındaki mücadeleyi değil, aynı zamanda İspanyol futbolunun tarihine damgasını vuran anları da içinde barındırır. 2014 yılındaki derbi de bu özel karşılaşmaların bir örneği olarak tarihe geçmiştir. Bu maçta her iki takım da sahaya kazanma hırsıyla çıkmış, taraftarlar ise tribünleri adeta bir şölen alanına çevirmişlerdir. Real Madrid'in güçlü kadrosu ve Atlético Madrid'in dirençli savunması arasındaki mücadele, nefes kesen anlara yol açmıştır. Maçın sonucu, sadece o günkü rekabeti değil, aynı zamanda kulüplerin geleceği için de önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu derbi, İspanyol futbolseverlerinin hafızalarında unutulmaz bir yer edinmiştir ve her yıl tekrarlanan bu özel karşılaşmanın anlamını daha da pekiştirmiştir.
2014 Madrid Derbisi Madrid derbileri, İspanya futbolunun en köklü ve heyecan verici rekabetlerinden biridir. Bu maçlar, sadece şehirdeki iki büyük kulüp olan Real Madrid ve Atlético Madrid arasındaki mücadeleyi değil, aynı zamanda İspanyol futbolunun tarihine damgasını vuran anları da içinde barındırır. 2014 yılındaki derbi de bu özel karşılaşmaların bir örneği olarak tarihe geçmiştir. Bu maçta her iki takım da sahaya kazanma hırsıyla çıkmış, taraftarlar ise tribünleri adeta bir şölen alanına çevirmişlerdir. Real Madrid'in güçlü kadrosu ve Atlético Madrid'in dirençli savunması arasındaki mücadele, nefes kesen anlara yol açmıştır. Maçın sonucu, sadece o günkü rekabeti değil, aynı zamanda kulüplerin geleceği için de önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu derbi, İspanyol futbolseverlerinin hafızalarında unutulmaz bir yer edinmiştir ve her yıl tekrarlanan bu özel karşılaşmanın anlamını daha da pekiştirmiştir.

Real Madrid ve Atlético Madrid, zıt kimliklere sahip ve farklı kaderleri paylaşan iki kulüptür. Real Madrid'in sembolik yapısı olan Santiago Bernabéu, Madrid'in kuzeyindeki, varlıklı Chamartín semtinde, Paseo de la Castellana üzerinde yükselirken, Atlético Madrid'in eski stadı Vicente Calderón ise, şehir merkezine 1.8 kilometre uzaklıkta bulunan, daha mütevazı Arganzuela semtinde, işçi sınıfının yaşadığı bir bölgede bulunmaktaydı. Tarihsel olarak, Real Madrid uzun yıllar boyunca "kuruluş kulübü" imajını taşımıştır. Buna karşılık, Atlético Madrid ise her zaman bir "isyan duygusu" ile karakterize edilmiştir. Kulüp, başlangıçta askeri havacılıkla ilişkiliydi (Atlético Aviación olarak adlandırılıyordu), ancak 1950'lerde rejimin tercihleri Real Madrid yönünde değişti.

Bu dönemde, diktatörlük rejiminin, İspanya uluslararası arenada izole bir konumdayken, Real Madrid'in Avrupa Kupası zaferlerinden siyasi çıkar sağlamaya çalıştığı bilinmektedir. Franco'nun dışişleri bakanı Fernando Maria de Castiella'nın "Real Madrid, sahip olduğumuz en iyi elçidir" sözü, bu durumu açıkça ifade etmektedir. Bu algılar, şehrin futbol kimlikleri üzerinde önemli bir etki yaratmış ve kolektif bilinçle derin bir bağ kurmuştur. Bu bağlamda, Atlético taraftarları muhtemelen "Hala Madrid, hala Madrid, el equipo del gobierno, la vergüenza del país" (Hala Madrid, hala Madrid, hükümetin takımı, ülkenin utancı) şeklinde söylenen ve Real Madrid marşının melodisine uyarlanmış şarkıyı söyleyenlerin öncüleridir.

Son yıllara kadar, Atlético Madrid, derbi maçlarında önemli zorluklar yaşamış ve 2012-13 sezonuna kadar 14 yıldır galibiyet alamamıştır. Ancak bu durum, 17 Mayıs 2013 tarihinde, Atlético'nun Santiago Bernabéu'da oynanan 2013 Copa del Rey finalinde rakiplerini 2-1 mağlup etmesiyle sona ermiştir. Bu zafer, 29 Eylül 2013 tarihinde, yine Bernabéu'da oynanan maçta, Atlético'nun 1-0'lık galibiyetiyle devam etmiştir.

İki takım, 2014 ve 2016 yıllarında UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde karşı karşıya gelmiş ve her iki maçı da Real Madrid kazanmıştır.

Barcelona Futbol Kulübü: İspanya'nın Katalonya özerk bölgesinin başkenti olan Barcelona şehrini temsil eden, dünyaca ünlü bir futbol kulübüdür. Resmi adı *Football Club Barcelona* olup, genellikle kısaltmasıyla "Barça" olarak anılır. Tarih boyunca sayısız başarıya imza atmış, İspanya'nın en köklü ve başarılı kulüplerinden biridir. Kulüp, 29 Kasım 1899 tarihinde Joan Gamper tarafından kurulmuştur. Kuruluşundan bu yana, Barcelona, futbol dünyasında adını altın harflerle yazdırmıştır. Özellikle 20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başlarında, Johan Cruyff'un önderliğinde ortaya çıkan "Dream Team" (Hayal Takımı) ile Avrupa'da büyük bir hegemonyaya hükmetmiştir. Bu dönemde, kulüp, sayısız La Liga şampiyonluğu, Copa del Rey zaferleri ve UEFA Şampiyonlar Ligi unvanları kazanmıştır. Barcelona, futbol tarihinin en efsanevi oyuncularına ev sahipliği yapmıştır. Diego Maradona, Johan Cruyff, Ronaldinho, Lionel Messi gibi isimler, kulüp tarihinde unutulmaz izler bırakmışlardır. Özellikle Lionel Messi, Barcelona formasıyla sayısız gol kaydetmiş ve birçok kişisel ödül kazanmıştır. Kulübün sembol renkleri kırmızı ve mavi olup, Camp Nou stadyumu ise dünyanın en büyük futbol stadyumlarından biridir. Barcelona, sadece bir futbol kulübü olmanın ötesinde, Katalonya'nın kimliği ve gururu olarak da kabul edilmektedir.

Atletico Madrid ve Barcelona arasındaki rekabet, Derbi Madrileño kadar popüler olmasa da, İspanyol futbolunun önemli "klasikleri" arasında yer alır. Tarihsel olarak Katalan ekibinin üstünlüğü belirgin olsa da, bu rekabet 2010'ların başından itibaren daha dengeli bir hale geldi. Bu dönemde yaşanan olaylar, Atletico Madrid'in 2016 Şampiyonlar Ligi'nde Barcelona'yı elemesi, Fransız forvet Antoine Griezmann'ın 2019'da Atletico'dan ayrılarak Barcelona'ya transfer olması (ve 2021'de Barcelona'nın finansal zorlukları nedeniyle tekrar Atletico'ya dönmesi) ve Luis Suarez'in 2020'de beklenmedik bir şekilde Atletico'ya transfer olarak, takımın şampiyonluk yolundaki kritik rolü gibi önemli anlara sahne olmuştur. Ancak, geleneksel olarak ve güncel gelişmeler ışığında, en büyük rekabetin, "merengues" lakaplı komşu Real Madrid ile yaşandığı söylenebilir.

Kupa dolabı.
Kupa dolabı.
Atlético Madrid'in, 2013-14 sezonunda elde ettiği La Liga şampiyonluğunun ardından yaşanan coşkulu kutlamalar. Bu zafer, kulüp tarihinin önemli bir dönüm noktası olmuş ve taraftarlar tarafından büyük bir sevinçle karşılanmıştır. Takım, bu unutulmaz başarıya ulaşırken gösterdiği mücadele ve azim, futbol dünyasında geniş yankı uyandırmıştır.
Atlético Madrid'in, 2013-14 sezonunda elde ettiği La Liga şampiyonluğunun ardından yaşanan coşkulu kutlamalar. Bu zafer, kulüp tarihinin önemli bir dönüm noktası olmuş ve taraftarlar tarafından büyük bir sevinçle karşılanmıştır. Takım, bu unutulmaz başarıya ulaşırken gösterdiği mücadele ve azim, futbol dünyasında geniş yankı uyandırmıştır.

Uluslararası müsabaka performansı: Bu bölüm, takımın uluslararası arenadaki performansını detaylı bir şekilde özetlemektedir. Takımın katıldığı tüm önemli turnuvalar ve yarışmalar kronolojik sıraya göre listelenmiştir. Her bir turnuva için, takımın elde ettiği sonuçlar, rakiplerle oynanan maçların skorları, oyuncuların bireysel istatistikleri ve varsa elde edilen şampiyonluk veya derece bilgileri yer almaktadır. Bu bilgiler, takımın uluslararası rekabet gücünü değerlendirmek ve geçmiş başarılarını analiz etmek için önemli bir kaynak teşkil etmektedir.

Atletico Madrid, 1958-59 sezonunda Avrupa kupalarındaki ilk kez sahneye çıktığı günden itibaren, düzenli olarak Avrupa arenasında yer almıştır. Daha sonra UEFA Kupası Şampiyonlar Kupası'na (1961-62), Inter-Cities Fairs Cup'a (1963-64), UEFA Kupası'na (1971-72) ve UEFA Süper Kupası'na (2009-10) katılmıştır. 1999-2000 sezonundaki düşüşün ardından, Atletico yedi yıl boyunca Avrupa kupalarına katılma hakkını elde edememiştir. Ancak 2007-08 sezonundan itibaren her yıl ya Şampiyonlar Ligi'nde ya da UEFA Avrupa Ligi'nde mücadele etmiş ve her iki organizasyonda da önemli başarılar elde etmiştir.

UEFA Kulüpler Katsayı Sıralaması UEFA, Avrupa'daki futbol kulüplerinin performansını değerlendirmek amacıyla bir katsayı sıralaması sistemi kullanmaktadır. Bu sistem, kulüplerin son beş yıldaki UEFA müsabakalarındaki başarılarını dikkate alır ve her kulübe belirli sayıda puan verir. Puanlar, kulüplerin elde ettiği galibiyetler, beraberlikler, deplasmanlardaki performansları ve turnuvalardaki aşama ilerlemeleri gibi çeşitli faktörlere göre belirlenir. Bu katsayı sıralaması, UEFA'nın gelecekteki turnuvalarda yer alacak takımların sayısını ve bu takımların çekilişlerdeki tohumlarını belirlemede önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca, kulüplerin Avrupa futbolundaki genel konumunu gösteren bir ölçüt olarak da kullanılır.

Oyuncular.

İspanyol kulüpleri, kadrolarında yer alabilecek oyuncu sayısıyla ilgili belirli bir kısıtlamaya tabidir. Bu kurala göre, İspanyol takımları sadece üç oyuncuyu kadrosunda bulundurabilir ki bu oyuncular Avrupa Birliği vatandaşlığına sahip olmasın. Kulüplerin resmi kadro listelerinde her oyuncunun yalnızca temel uyruğu belirtilir; bazı oyuncuların, kadroda yer alan ve Avrupa dışından gelen ancak aynı zamanda bir AB ülkesinin vatandaşı olan oyuncular da bulunmaktadır. Ayrıca, Afrika, Karayipleri ve Pasifik bölgesindeki, Cotonou Anlaşması'na imza atmış olan ACP ülkelerinden gelen oyuncular, "Kolpak" kuralı gereği, yabancı kontenjanına dahil edilmemektedir.

Mevcut Kadro: (Bu kısım, mevcut kadronun detaylı listesini içermelidir. Oyuncuların isimleri, pozisyonları, numaraları ve diğer ilgili bilgileri belirtilmelidir.)

Not: Bayraklar, oyuncuların FIFA uygunluk kurallarına göre belirlenen milli takımını göstermektedir; bazı sınırlı istisnalar geçerlidir. Oyuncular, birden fazla FIFA üyesi olmayan uluslara ait vatandaşlıkları da taşıyabilirler.

Yedek takım.

Not: Bayraklar, FIFA'nın uygunluk kuralları çerçevesinde belirlenen milli takımları göstermektedir; bazı sınırlı istisnalar geçerlidir. Oyuncular, FIFA dışındaki birden fazla uyruklu olabilirler.

Kiralık oyuncular.

Not: Bayraklar, FIFA uygunluk kuralları kapsamında tanımlanan milli takımları göstermektedir; bazı sınırlı istisnalar geçerlidir. Oyuncular, FIFA'ya bağlı olmayan birden fazla vatandaşlığa sahip olabilirler.

Metinde "Staff" kelimesi geçmektedir ve bu kelimenin anlamı bağlama göre değişebilir. Eğer "personel" anlamına geliyorsa, çevirisi şu şekilde olabilir: Personel.

Teknik heyet.

Diego Simeone, 23 Aralık 2011 tarihinden itibaren takımın baş antrenörlüğünü yürütmektedir. Bu dönemde, Simeone yönetimindeki takım, gösterdiği istikrarlı performans ve karakteristik oyun tarzıyla dikkat çekmiştir. Simeone'nin takıma getirdiği disiplin anlayışı ve mücadeleci ruh, kulüp tarihinde önemli başarılara imza atılmasında etkili olmuştur.
Diego Simeone, 23 Aralık 2011 tarihinden itibaren takımın baş antrenörlüğünü yürütmektedir. Bu dönemde, Simeone yönetimindeki takım, gösterdiği istikrarlı performans ve karakteristik oyun tarzıyla dikkat çekmiştir. Simeone'nin takıma getirdiği disiplin anlayışı ve mücadeleci ruh, kulüp tarihinde önemli başarılara imza atılmasında etkili olmuştur.

Atlético Madrid, İspanya'nın başkenti Madrid merkezli köklü bir futbol kulübüdür. Kulüp, 29 Nisan 1902 tarihinde kurulmuştur ve tarih boyunca birçok önemli başarıya imza atmıştır. Atlético Madrid, La Liga'da sayısız şampiyonluk yaşamış, aynı zamanda UEFA Şampiyonlar Ligi ve diğer Avrupa kupularında da önemli zaferler elde etmiştir. Kulübün sembol renkleri kırmızı ve beyazdır ve taraftar kitlesi oldukça geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Atlético Madrid, futbol dünyasında sadece İspanya'da değil, aynı zamanda uluslararası arenada da saygı gören bir markadır.

Mülkiyet (Ownership) Bu kavram, genellikle bir spor kulübünün veya organizasyonunun kontrolü ve yönetimi ile ilgilidir. Mülkiyet hakları, kulübün finansal kaynaklarını, karar alma süreçlerini ve genel stratejisini doğrudan etkiler. Kulüp sahipleri, genellikle hisse senetleri aracılığıyla veya doğrudan satın alma yoluyla mülkiyeti elde ederler. Bu sahipler, kulübün geleceği için önemli kararlar alırken, aynı zamanda taraftarlarla güçlü bir bağ kurmaya çalışırlar. Mülkiyetin değişimi, kulüp tarihinde önemli dönüm noktaları olabilir ve genellikle yeni yönetim anlayışları, yatırım stratejileri veya sportif hedefler anlamına gelir.

Enrique Cerezo, şu anda Atlético Madrid'in başkanlığını yürütmektedir.
Enrique Cerezo, şu anda Atlético Madrid'in başkanlığını yürütmektedir.

1992 yılında İspanya'da yürürlüğe giren yeni spor yasası, tüm birinci ve ikinci lig futbol kulüplerinin anonim şirketlere dönüştürülmesini zorunlu kıldı. Jesús Gil yönetimindeki Atlético Madrid, 1987 yılından beri mali sıkıntılarla boğuşuyordu ve iflasın eşiğindeydi. Yasanın uygulanması için belirlenen son tarihte, kulüp gerekli sermayeyi bir araya getirmekte zorlandı. Birkaç gün sonra, Gil ve o dönemki ikinci başkan Enrique Cerezo, herhangi bir ödeme yapmadan kulübün kontrolünü sessizce ele geçirdiler. Bu hamle yasal olmayan olsa da, "Caso Atlético" olarak bilinen bu dava mahkemeye taşınması tam yedi yıl sürdü.

1999 yılında, Gil, Cerezo ve o dönemki genel müdür Miguel Ángel Gil, dolandırıcılık ve zimmete para geçirme suçlamasıyla yargılandı. Mahkeme, suçların işlendiğini kabul etti; ancak dava zaman aşımına uğramıştı. Bu nedenle, hisseler onların elinde kaldı ve kulübün sahipliği konusundaki karmaşık yapı, yasal bir kurnazlıkla oluşturulmuştu ve bu durum asla düzeltilemedi.

2003 yılından itibaren Enrique Cerezo kulüpte başkanlık görevini yürütürken, Miguel Ángel Gil Marín – eski başkan Jesús Gil'in oğlu – genel müdür olarak görev yaptı.

2015 yılında, Çinli Wanda Grubu, Atlético Madrid'de %17 hisse satın aldı. 2017'de, İsrailli milyarder Idan Ofer'ın sahibi olduğu Quantum Pacific Group, kulüpte %15 hisse aldı. Bir yıl sonra, Wanda Grubu, sahip olduğu tüm hisseleri Quantum Pacific Group'a satarak, son şirketin sahiplik oranını %32'ye çıkardı.

2021 yılında yapılan sermaye artırımı sonucunda, Gil Marín, Cerezo ve yeni yatırımcı Ares Management, "Atlético HoldCo" aracılığıyla kulübün %66,98 hissesine sahip oldu.

Kasım 2025'te, Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir yatırım şirketi olan Apollo Sports Capital'in, kulüpte çoğunluk hissesini satın alacağı duyuruldu. Bu anlaşma, kulübün yaklaşık 2,2 milyar Euro değerlemesi yapılmasını sağladı. Ayrıca, CEO Miguel Ángel Gil ve başkan Enrique Cerezo'nun, bu satın alma sonrasında da görevlerine devam edecekleri teyit edildi. İşlem, Mart 2026'da tamamlandı.

Yurtdışındaki mülkler.

Atlético, Meksika'nın Liga MX ligindeki Atlético San Luis ve Kanada Premier Ligi takımı Atlético Ottawa'nın ortak sahipliğini sürdürmektedir. Ayrıca, daha önce Atlético de Kolkata olarak bilinen, Hint Süper Ligi (ISL) ekibinin de ortak sahibiydi. Bu ekip, müsabakayı iki kez kazanmış olsa da, 2017 yılında Sanjiv Goenka'nın hisselerini satın almasıyla bu ortaklık sona ermiştir.

Ekim 2018'de Atlético de Madrid, Pakistan'daki ilk futbol akademisini Lahore şehrinde açtı. Bu akademi, Pakistan'daki ilk Avrupa futbol akademisi olma özelliğini taşımaktadır. Nisan 2019'da, Lahore'da "Futbol Okulu Programı" başlatıldı. Ekim 2019'da, Atlético de Madrid, Lahore'da yetenek taraması gerçekleştirdi. Şubat 2020'de, Pakistan Futbol Federasyonu, Atlético Madrid Lahore'un C Grubu'nda yer aldığı ve profesyonel bir Pakistan futbol kulübü olarak kabul edildiği 2020-21 sezonu için düzenlenen Futbol Federasyon Ligi'ni duyurdu. Takım, Hazara Coal ile oynadığı ilk maçta 2-0'lık skorla galip geldi.

Finans (futbol terimi) Futbolda "finans" terimi genellikle bir takımın mali durumu, gelirleri, giderleri ve genel ekonomik performansı ile ilgili kavramları ifade eder. Bir futbol kulübünün finansal sağlığı, oyuncu transferleri, altyapı yatırımları, stadyum bakımı ve diğer operasyonel giderler gibi birçok faktörü doğrudan etkiler. Sağlam bir finansal yapı, kulüplerin rekabet gücünü artırırken, mali zorluklar ise takımın başarısını olumsuz etkileyebilir. Finansal yönetim stratejileri, gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi, harcamaların kontrol altında tutulması ve sürdürülebilir bir bütçe oluşturulması gibi unsurları içerir.

Atletico Madrid Kulübü, 2016-17 sezonunda 272,5 milyon Euro gelir elde ederek, İspanya'daki en yüksek gelirli üçüncü futbol kulübü konumuna yükseldi. Aynı dönemde, dünya genelinde bu kategoride 13. sırada yer aldı. 2023-24 sezonunda ise, Avrupa genelinde 409,5 milyon Euro ile 12. sıraya yükselerek önemli bir başarıya imza attı.

Kulüp renkleri ve semboller hakkında bilgi bulunmamaktadır.

Atletico Madrid'in ev sahibi forması, dikey kırmızı ve beyaz çizgili üst kısımlardan, mavi şortlardan ve mavi-kırmızı çoraplardan oluşmaktadır. Bu kombinasyon, kulüp tarihinde ilk olarak 1910 yılında kullanıma girmiştir.

Kulübün sembolü, ilk olarak 1917'de Madrid'in şehir armasını taşıyan bir tasarımla tanıtılmış ve daha sonra 1947'den itibaren kulüp formalarına entegre edilmiştir. Bu sembol, 2016 yılında yeniden tasarlanmış olsa da, 30 Haziran 2023 tarihinde yapılan bir oylama sonucunda kulüp üyelerinin %88.68'inin tarihi sembolün geri getirilmesini istediği belirlenmiş ve bu değişiklik 1 Temmuz 2024 tarihinde uygulamaya konulacaktır.

Takma Adlar Spor dünyasında takma adlar, sporculara, takımlara ve hatta turnuvalara özgü bir kimlik kazandıran önemli unsurlardır. Bu takma adlar, genellikle oyuncunun fiziksel özellikleri, oyun tarzı, kişiliği veya unutulmaz performanslarından ilham alınarak oluşturulur ve taraftarlar arasında kolayca benimsenir. Takma adlar, sporcuların popülaritesini artırırken, aynı zamanda takım kimliğini güçlendirebilir ve rekabet duygusunu tetikleyebilir. Örneğin, bazı oyuncular olağanüstü hızları nedeniyle "Hızlı" veya "Şimşek" gibi takma adlarla anılırken, diğerleri benzersiz oyun stilleriyle öne çıkarak farklı lakaplar edinirler. Takma adlar, spor tarihinin önemli bir parçasıdır ve sporcuların efsanevi statülerini pekiştirmede etkili bir rol oynar.

Kulüp, tarih boyunca çeşitli takma adlarla anılmıştır; bunlardan en bilinenleri "Los Colchoneros" (Yatak Yapımcıları) ve "Los Indios" isimleridir. "Los Colchoneros" ismi, kulübün ilk takımının formalarındaki çizgilerin geleneksel yatakların renkleriyle aynı olmasından kaynaklanmaktadır. 1970'lerde ise "Los Indios" olarak anılmaya başlandı. Bu ismin kökeni hakkında çeşitli teoriler bulunmaktadır; bazılarına göre bu isim, kulübün yabancı oyuncu transferine izin verilmesinin ardından Güney Amerika'dan birçok oyuncunun kadroya dahil edilmesiyle ortaya çıkmıştır. Ancak, başka teorilere göre de takımın stadının nehrin kıyısında "kamp" gibi bir konumda bulunması veya "Los Indios"un, şehirdeki ezeli rakipleri olan Real Madrid'in takma adı olan "Los Blancos" (Beyazlar) için geleneksel bir düşman olarak görülmesi nedeniyle bu isim verildiği iddia edilmektedir. İspanya Kralı Felipe VI, 2003 yılından beri kulübün onursal başkanıdır.

Stadyum ve Tesisler: Spor müsabakalarının yapıldığı ve sporcuların antrenman yaptığı fiziksel mekanlardır. Bu tesisler, tribünleri, soyunma odaları, teknik direktörlerin odası, yedek kulübesi, antrenman sahaları, fitness merkezleri ve diğer destekleyici alanları içerebilir. Stadyumların kapasitesi ve özellikleri, ligin veya organizasyonun gereksinimlerine göre değişiklik gösterebilir. Örneğin, UEFA Şampiyonlar Ligi maçlarının oynandığı stadyumların belirli kriterlere uygun olması gerekirken, yerel liglerdeki tesislerin standartları daha farklı olabilir. Bu tesisler sadece spor müsabakalarına ev sahipliği yapmakla kalmaz, aynı zamanda taraftarlar için bir buluşma noktası ve kulüp kimliğinin önemli bir parçasıdır.

Metropolitano Stadyumu, İspanya'nın başkenti Madrid şehrinde bulunan ve Atlético Madrid futbol kulübünün iç sahalarında mücadele ettiği önemli bir spor arenasıdır. 1966 yılında inşa edilen stadyum, zaman içinde çeşitli tadilatlar geçirmiş olup, günümüzde yaklaşık 70.000 seyirci kapasitesine sahiptir. Metropolitano, sadece Atlético Madrid için değil, aynı zamanda İspanyol futbolunun sembollerinden biri olarak kabul edilmektedir. Stadyumun atmosferi ve taraftarın coşkusu, maçları unutulmaz kılar. Tarih boyunca birçok önemli karşılaşmaya ev sahipliği yapmış olan Metropolitano, İspanya'nın en ikonik spor yapılarından biridir.
Metropolitano Stadyumu, İspanya'nın başkenti Madrid şehrinde bulunan ve Atlético Madrid futbol kulübünün iç sahalarında mücadele ettiği önemli bir spor arenasıdır. 1966 yılında inşa edilen stadyum, zaman içinde çeşitli tadilatlar geçirmiş olup, günümüzde yaklaşık 70.000 seyirci kapasitesine sahiptir. Metropolitano, sadece Atlético Madrid için değil, aynı zamanda İspanyol futbolunun sembollerinden biri olarak kabul edilmektedir. Stadyumun atmosferi ve taraftarın coşkusu, maçları unutulmaz kılar. Tarih boyunca birçok önemli karşılaşmaya ev sahipliği yapmış olan Metropolitano, İspanya'nın en ikonik spor yapılarından biridir.

Kulüp, maçlarını 68.000 kapasiteli Riyadh Air Metropolitano stadyumunda oynamaktadır. Bu stadyum, başlangıçta 20.000 seyirci kapasitesine sahipken (o dönemde "La Peineta" olarak bilinmekteydi), Madrid'in 2016 Yaz Olimpiyatları ev sahipliği teklifinin bir parçası olarak genişletilmiştir. Stadyumun yeniden düzenlenmesinin ardından, ilk resmi maçta Atlético, Málaga ile karşılaşmış ve Antoine Griezmann, kulüp tarihinde bu stadyumdaki ilk golü atmıştır.

Antrenman sahası, futbol ve diğer takım sporlarında takımların düzenli olarak antrenman yaptığı açık veya kapalı alandır. Bu alanlar genellikle doğal çim veya sentetik yüzeylere sahip olup, farklı boyutlarda olabilirler. Antrenman sahaları, oyuncuların fiziksel kondisyonlarını geliştirmek, teknik becerilerini mükemmelleştirmek ve taktiksel anlayışlarını artırmak için hayati öneme sahiptir. Profesyonel futbol kulüpleri genellikle birden fazla antrenman sahasına sahip olup, bunlar farklı amaçlara hizmet edebilir; örneğin, bazıları ana takımın antrenmanları için kullanılırken, diğerleri genç oyuncuların gelişimine odaklanır veya maç öncesi hazırlıklar için ayrılır. Antrenman sahalarının kalitesi ve bakımı, oyuncuların performansını doğrudan etkileyebileceğinden, kulüpler bu alanlara büyük önem verirler.

Kulübün antrenman sahası, Madrid'in batısında yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan Majadahonda'daki Ciudad Deportiva Atlético de Madrid'dir. Bu tesis, hem doğal çim saha hem de sentetik zeminlere sahip olup, ayrıca bir spor salonu da bulunmaktadır. Hem profesyonel takımın hem de genç takımların antrenmanları, kulübe ait bu tesislerde gerçekleştirilmektedir.

Atlético, Majadahonda'daki Ciudad Deportiva del Nuevo Cerro del Espino'da bir spor akademisine ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca, kulübün Avrupa'daki ilk merkezi olan bir spor akademisi de Romanya'nın Bükreş şehrinde bulunmaktadır.

Maç malzemesi tedarikçileri ve forma sponsorları.

Atletico takımının oyuncuları, üzerinde
Atletico takımının oyuncuları, üzerinde "Azerbaijan Land of Fire" yazan formaları giyiyorlar. Bu özel tasarım formalar, Azerbaycan'ın kültürel mirasına ve doğal güzelliklerine dikkat çekmek amacıyla hazırlanmıştır. Takım, bu forma ile hem taraftarlarına bir mesaj vermek hem de uluslararası arenada ülkesini temsil etmektedir.
Atletico Madrid kulübüne ait otobüs, kulubun renkleri olan kırmızı ve beyaz ile süslenmiştir.
Atletico Madrid kulübüne ait otobüs, kulubun renkleri olan kırmızı ve beyaz ile süslenmiştir.

Atlético Madrid, kuruluş döneminde Athletic Bilbao kulübünün renklerini yansıtan mavi ve beyaz renkleri kullanmıştır. Ancak hem Atlético hem de Athletic Bilbao, 1911 yılına gelindiğinde bu renklerden vazgeçerek geleneksel olarak kırmızı-beyaz çizgili formaya geçmiştir. Bu değişikliğin temel nedeni, kırmızı ve beyaz çizgili üst giysilerin üretiminin daha ekonomik olmasıydı; çünkü aynı kombinasyon yatak örtüleri için kullanılıyor ve artan kumaş kolayca futbol formalarına dönüştürülüyordu. 2001 yılından itibaren kulübün forma tedarikçisi Nike olmuştur. Bu ortaklık, Nike'ın rakip olan Adidas ile rekabet etme stratejisinin bir parçasıdır; zira Adidas, uzun vadeli bir anlaşma ile Real Madrid'in forma tedarikçisidir.

2012 ve 2014 yılları arasında kulübün ana forma sponsorluğu, "Ateş Ülkesi" sloganını taşıyan Azerbaycan hükümeti tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu durum, ifade özgürlüğü konusunda çalışan Reporters Without Borders tarafından eleştirilmiş ve kuruluşun kampanyasında kullanılan bir görselde, formanın dikey çizgilerinin hapishane çubuklarına dönüştürülmesi ve "Azerbaycan, Baskının Ülkesi" logosunun eklenmesiyle bu eleştiri sembolik olarak ifade edilmiştir. Atlético Madrid, bu sponsorluk anlaşmasının siyasi bir boyutu olduğunu kabul etmiş ve amacın "Azerbaycan'ın imajını tanıtmak" olduğunu belirtmiştir. Ağustos 2014'te Helsinki İnsan Hakları Vakfı, Atlético'ye bir mektup göndererek, ülkenin insan hakları sicili nedeniyle Azerbaycan ile olan sponsorluk anlaşmasını sonlandırmasını talep etmiştir; vakıf, Azerbaycan'ı "dünyanın en baskıcı ülkelerinden biri" olarak tanımlamıştır.

2003-04 sezonunda kulüp, Columbia Pictures tarafından desteklenmiştir. Bu dönemde Columbia Pictures, forma üzerindeki sponsor logosunu ve hatta bazı durumlarda formayı kendisini değiştirmeyi tercih etmiştir; bu durum özellikle "Spider-Man 2" filminin gösterildiği dönemde kullanılan deplasman formasında görülmüştür. Bu sponsorluk anlaşması kapsamında toplamda 16 film başlığı forma üzerinde yer almıştır; bu, 2022 yılına kadar ulaşmış olan benzersiz bir sayıdır. Bu filmler arasında Columbia Pictures'un 2004 yapımı "White Chicks" filmi de bulunmaktadır ve bu filme yönelik yorumlar oldukça çeşitlilik göstermiştir. Filmlerin vizyona giriş tarihlerine paralel olarak formaların hızlı bir şekilde mağazalarda değiştirilmesi gerektiğinden, Nike, 2003 ile 2005 yılları arasında üretilen replika formalar üzerinde sponsor logosu bulundurmamayı tercih etmiştir.

  • Columbia Pictures, kulübün maç formalarında ve diğer ekipmanlarda kendi logosunu kullanmak yerine, "Bad Boys II", "Hollywood Homicide", "S.W.A.T." (hepsi 2003 yapımı), "The Rundown", "Gothika", "Big Fish", "Peter Pan", "The Punisher", "Spider-Man 2", "Hellboy", "White Chicks", "Resident Evil 2: Apocalypse", "Say I Do", "Anacondas: The Hunt for the Blood Orchid", "Christmas with the Kranks" (hepsi 2004 yapımı), "Closer", "Spanglish", "Hitch", "XXX: State of the Union", "A King in Havana", "Kung Fu Hustle", "Deuce Bigalow: European Gigolo", "Bewitched", "Stealth" ve "The Legend of Zorro" gibi filmlerinin tanıtımını yapmak amacıyla bu alanları kullandı.

Taraftarlar: Bu başlık altında, bir spor kulübünün veya takımının destekçileri hakkında genel bilgiler verilebilir. Taraftar kavramı, bir spor organizasyonuna bağlılık ve aidiyet duygusunu ifade eder. Taraftarlar, takımlarının maçlarını izler, formalarını giyer, şarkılarını söyler ve kulüplerine maddi destek sağlayabilirler. Farklı taraftar grupları, tribünlerdeki atmosferi canlı tutar ve takımın başarısına katkıda bulunurlar.

Frente Atlético, Club Atlético de Madrid'in 1982 yılında kurulan önemli bir taraftar grubudur. 2014 yılında yaklaşık 2.500 üyeye sahip olan bu grup, İspanya futbolundaki en büyük taraftar gruplarından biri olarak öne çıkmaktadır. Aynı yıl, Atlético Madrid yönetimi, Frente Atlético'yu kulüpten ihraç etmiş ve sembollerinin stadyumda sergilenmesini yasaklamıştır.

Frente Atlético, Ruch Chorzow, Roma, Fortuna Düsseldorf, Catanzaro ve Sporting Gijón takımlarının taraftar gruplarıyla dostane ilişkiler içindedir.

Ancak, Real Madrid, Sevilla, Espanyol, Valencia, Rayo Vallecano, Deportivo, Celta, Real Sociedad, Athletic Bilbao, Osasuna, Alavés, Zaragoza, Malaga, Valladolid, Oviedo, Porto, Sporting Lizbon, Benfica, Lazio ve Marsilya takımlarının taraftar gruplarıyla rekabet halindedirler. Ayrıca, geçmişte grubun bir parçası olan "Suburbios Firm" adlı oluşumla sürekli sorunlar yaşamışlardır.

Joaquín Sabina, Belén Esteban, Birgitte V. Gade, Leiva, Álvaro Bautista, Omar Hittini, Ana Rosa Quintana, Javier Bardem, Sara Carbonero, Pablo Iglesias Turrión, El Langui, Pedro Sánchez, Luis de Guindos, Rosendo Mercado, José Tomás, Cayetano Martínez de Irujo, David Muñoz, Will Smith, Harrison Ford, Halle Berry, Tom Cruise, Matt Damon, Vin Diesel, Travis Kelce, Patrick Mahomes, Charlize Theron ve Karl-Anthony Towns gibi ünlü isimler, bu kulübün taraftarıdır. Ayrıca, İspanya Kralı Felipe VI da Atlético Madrid'in onursal başkanıdır ve 2003 yılında bu göreve getirilmiştir.

Atlético Madrid, geniş bir uluslararası taraftar kitlesiyle dünyanın en popüler spor kulüplerinden biri haline gelmiştir. 15 Nisan 2026 tarihi itibarıyla, Atlético Madrid, Instagram'daki dünya genelindeki en popüler 20 spor kulübü arasında 19. sırada yer almaktadır.

Önemli Oyuncular: Bu bölümde, kulübün tarihine damga vuran ve unutulmaz anılar bırakan önemli oyunculara yer verilmektedir. Bu sporcular, yetenekleriyle sadece takımın başarısına değil, aynı zamanda Türk futbolunun gelişimine de katkıda bulunmuşlardır. Her birinin kariyerleri, başarıları ve kulüpten ayrılış nedenleri detaylı olarak incelenmiştir.

Koke, 2009 yılından bu yana Atlético Madrid formasıyla sahaya çıktığı 740 maçın üzerinde bir başarı grafiği çizmektedir. Antoine Griezmann ise kulüp tarihinin en golcü oyuncusu unvanını taşımakta olup, 212 golle bu rekoru elinde bulundurmaktadır. Portekizli yıldız João Félix, 126 milyon Euro'luk transfer bedeliyle kulübün en yüksek bonservis ödemesi yapılan oyuncusu olarak tarihe geçmiştir. Aynı zamanda Antoine Griezmann, 120 milyon Euro karşılığında takımdan ayrılmasıyla, kulüp tarihinin en büyük satışlarından biri olmuştur.

📋 Kulüp Pasaportu

🛡️
Stadyum: Centro Deportivo Wanda
Kapasite: - Kişi
Teknik Direktör: -
Kulüp Başkanı: -
Şehir: Madrid
Kuruluş: 1903

⚔️ Tarihi Ezeli Rakipler

🔥
Barcelona
30 Maç
Real Madrid
18 Maç
Valencia CF
16 Maç
Sevilla FC
16 Maç
⚡ CANLI DÜELLO

Head-to-Head Kıyasla

Kulübün futbolcularını diğer yıldızlarla kıyaslayın.

⚖️ Kıyaslama Motoru ➔

🌎 Diğer Kulüpler

⚽
Aston Villa F.C.
Birmingham
➔
Elite Clube Desportivo
Güney Amerika
➔
Barra Futebol Clube (SC)
Güney Amerika
➔
Clube Atlético Pradense
Güney Amerika
➔
AC Milan
Milano, İtalya
➔