Tenisin en köklü turnuvalarından biri olan Davis Cup, önümüzdeki günlerde tüm takvimde baskın olsa da, maçlara gösterilecek ilginin çok sınırlı kalması bekleniyor. Kasım sonuna kadar dünya genelindeki millî takımlar, Bologna’da düzenlenecek final karşılaşmalarına katılmak için mücadele edecek; ancak bu takım etkinliğine yönelik merakın en iyi ihtimalle oldukça düşük seyredeceği öngörülüyor.
Bu süreçte yeni seçilen isimler arasında Amerika’nın US Open şampiyonu Alexander Zverev, finalde kaybettiği rakibi Ben Shelton, İspanya’dan Rafael Jodar, İngiltere’nin Wimbledon yarı finalisti Arthur Fery ve Kanada’dan Felix Auger-Aliassime öne çıkıyor. Bu isimler, gelecek günlerde oynanacak karşılaşmalarda ülkelerini temsil etmek üzere millî takımlarına davet edildi.
Eski şöhretini geri kazanamayan turnuva
Bu turnuvayla özdeşleşen görkem ve başarı havası son yıllarda kaybolmuş durumda. Zirvedeki oyuncuların Davis Cup karşılaşmalarında oynamayı tercih etmemesiyle, geçmişten gelen altın günler tenisin farklı bir dönemine ait gibi görünür hale geldi.

Bir spordaki en iyi oyuncuların artık rekabete tam anlamıyla ilgisi kalmadığını açıkça belli ettiğinde, o spor hızla güvenilirliğini yitiriyor ve Davis Cup da maalesef bu noktada. Son yıllarda sık sık değiştirilen format ise süreci daha da zorlaştırdı.
“Teniste en iyi anılarımdan bazıları Davis Cup’ta yaşandı, ancak artık olan formata bayılıyorum.”
Andy Roddick (Eski dünya birincisi)
Eski zamanlarda tenisin en prestijli organizasyonlarından biri olan bu etkinliğin bugün o seviyeden çok uzakta olması, turnuvanın itibarındaki düşüşü net biçimde ortaya koyuyor. Çok sayıda takımlının dünyanın farklı şehirlerinde düzenlenmesine karar verilmesiyle, pekçok maç neredeyse seyircisiz dev stadyumlarda oynandı ve bu durum Davis Cup’ın dokusunda onarımı zor hasarlara yol açtı.
Eski formata özlem
Roddick, podcastinde Davis Cup deneyimlerini gururla hatırlatarak bugünkü duruma dair çarpıcı değerlendirmeler yaptı. İspanya ile oynanan 2004 yılındaki maçı anan Roddick, o maçta Rafael Nadal ve Carlos Moya gibi isimlerin yer aldığını, futbol stadyumunda 29 bin taraftarın olduğunu belirtti.
“İspanya ile oynadığımız 2004’te Rafael Nadal ve Carlos Moya ve arkadaşları vardı. Futbol stadyumunda 29.000 taraftar vardı. Muhteşem bir atmosferdi. Bu Davis Cup hissiydi.”
Andy Roddick (Eski dünya birincisi)
Roddick, final karşılaşmalarının artık İtalya’daki Bologna’da oynandığını ve formatın sürekli değişmesinin takibi zorlaştırdığını söyledi. Turnuvanın artık “sadece bir marka” gibi hissettirdiğini ifade eden Roddick, bu etkinliğin gerçekten önemli olmadığını belirtti.
Ruhunu yeniden keşfetme zamanı
Takım tenisi etkinliklerinin yerinin olabileceği açık; Londra’da gelecek hafta oynanacak yıldızlarla dolu Laver Cup da bunu ortaya koyacak. Ancak Davis Cup, tenis sahnesinde gerçekten önemsiz hale gelmeden önce ruhunu hızlı biçimde yeniden keşfetmeli.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔
