Hırvatistan Milli Futbol Takımı’nın başına dokuz yıl sonra geri dönen Slaven Bilic, Cumartesi günü Rijeka’da İngiltere’yle oynayacağı UEFA Uluslar Ligi maçında tarihe geçen Zlatko Dalic’in yerine sahaya çıkacak. 58 yaşındaki eski West Ham ve Watford koçu, uzun bir boşluğun ardından takımın başına dönerek millí takımı yeniden yönetmeye hazır olduğunu ve bu dönüşü bir “geri dönüş” olarak değil, yeni bir dönem olarak değerlendirdiğini ortaya koydu.
Bilic’in görevine geri döndüğü bu dönemde Hırvatistan’ın son iki maçında farklı sonuçlar aldığı görüldü. Takım, Prag’da Çek Cumhuriyeti’ne 2-1 kazanırken Luka Modriç’in ilk golünü attığı maçı kazandı; ancak ikinci maçta İspanya’ya deplasmanda 4-1 kaybederek ağır bir mağlubiyet yaşadı. Bu süreçte Bilic’in kadroda yoğun çevrim yapması dikkatlerden kaçmadı.
Cesaret ve İnancı Temel Alan Bir Dönem
Bilic, yönetmenlik kariyerinde her zaman inanca önem verdi. 2012 yılında Hırvatistan’ın Avrupa Şampiyonluğu kazanabileceğine inanmış, grup aşamasında elenmelerine rağmen bu inancını korumuşti. Bugün ise Dalic’in başardığı başarıları yakalayabileceklerini savunuyor ve takımına saldırgan, cesur ve tutkulu oynamayı emrediyor.

“Luka bizim için her şey, gerçekten inanılmaz.”
Slaven Bilic, Hırvatistan Milli Takımı Baş Antrenörü
Bilic’in İspanya maçı sonrası kadroda yaptığı yoğun değişim ve oyun felsefesindeki köklü değişiklikler, eski koçluğundan farklı bir yaklaşım sergilediğini gösteriyor. Dalic döneminde takımın savunma arkasında bekleyip kontratağa başvurması yerine, Bilic’in topu domine etmeyi ve oyuncularının yüksek pres yapmasını istemesi bu farkı ortaya koyuyor.
Oyun Felsefesinde Köklü Değişiklik
Dalic döneminde Hırvatistan, küçük düşürücü rolünü seven ve kontratağda ölümcül bir takım olarak biliniyordu. Ancak Bilic’in bu yaklaşımı tamamen değiştirdiği görülüyor. Oyuncularının yüksek pres yapmasını, daha fazla risk almasını ve topu elinde tutarak saldırgan futbol oynamasını istiyor.
Bilic’in merkez defans oyuncularının topu ayaklarında taşıyarak ileri çıkmasını istemesi, eski koçluğundan farklı bir taktik anlayışını yansıtıyor. Bu yaklaşım, takımın Modriç ve Mateo Kovacic’in geride beklemesini değil, topu önde oynamayı tercih etmesini hedefliyor.
“Geri dönüşleri sevmiyorum. Başarısızlık korkusu değil, bir şeyin kendi akışını tamamladığı hissi.”
Slaven Bilic
Bilic’in bu yeni yaklaşımı, kadrodaki deneyimli oyuncuların etkisiyle şekilleniyor. Luka Modriç, Mateo Kovacic ve Ivan Perisic gibi isimlerin takımın omurga ismini oluşturması, genç oyuncuların da takıma katılmasıyla birleşerek farklı bir dinamik yaratıyor.
Tarihi Bir Başarının Temeli
Bilic’in Hırvatistan için özel bir önemi var. 1998 yılındaki oyuncu neslinin ardından takımın büyük hayaller kurmasını sağlayan isimlerden biri olarak görülüyor. Özellikle 2007 yılında Wembley’de İngiltere’ye 3-2 kazandığı maç, takımın kendi gücüne olan inancının bir simgesi olarak tarihe geçmişti.
Bilic’in bu başarıların temelini attığı düşünülüyor. Modriç ve Dalic’in takımıyla zirveye ulaşan Hırvatistan’ın yolunu açan isimlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu bağlamda, 41 yaşındaki Modriç’in ikinci Bilic döneminin ilk golünü atarak koçu kucaklaması sembolik bir anlam taşıyor.
Bilic’in İngiltere maçı öncesindeki hazırlıkları ve takımın yeni taktik anlayışına uyum süreci, bu dönemin başarılı olup olmayacağını göstermesi açısından büyük önem taşıyor. Takımın bu yeni felsefeye ne kadar hızla adapte olabileceği, önümüzdeki maçlarda ortaya çıkacak.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔
