Yıllardır beklenen sezonun son büyük turu Vuelta a España’nın üçüncü haftası, üç farklı bisikletçiye neredeyse aynı koşullar altında başarı getirdi. Enric Mas, Tadej Pogačar’ın 8. etapta yarıştan ayrılmasının ardından liderlik koltuğuna olağanüstü bir olgunlukla oturdu ve uzun süredir rakiplerinin gerisinde kalan bu Mallorca’lı sporcu, son günlerdeki güçlü formunu doğru değerlendirmeyi başardı. İspanya merkezli Movistar ekibi ise geçmişteki taktik hatalarından ders alarak liderine sahip çıktı.
Mas, önceki üç büyük turda ikinci olarak bitirmiş olmasıyla yarışın nasıl kazanılacağını iyi biliyordu. Yine de defalarca sonuna kadar ulaşmış bir sporcu olarak, geri kalan günlerde şanssızlığın tekrar ortaya çıkabileceğine dair kuşku beslemesi doğaldı. Ancak haftalar geçtikçe ne öfke patlamaları ne de drama yaşandı; ekip tamamen Mas’ın başarılı olması misyonunu benimsedi.
Movistar’dan geçmiş hatalardan ders
Ekip, tarihinde kendi en iyi bisikletçilerinin tüm özgüvenini yok etme eğilimindeydi. Bu kez ise eski hatalarından ders alarak liderinin etrafında birleşmeyi başardı. Mas’ın GC grubunun en güçlü tırmanıcısı olması işi kolaylaştırdı, ancak kendisini bile şaşırtan bir zaman yarışına çıkması, geri kalan iki dağ etapının hesabını yapmak çok daha basit hale getirdi.

Bu, geçmiş sürümlerde İspanyol ekibinin en iyi bisikletçilerinin tüm özgüvenini yok etme alışkanlığına sahip olduğu bir yarıştı. Bu kez eski hatalarından ders alarak ve gerçekten liderlerinin etrafında birleşerek onları yeniledi.
Haber Analizi
Bu başarı, Primož Roglič ve Felix Gall’ın omuzlarına daha fazla biniş getirdi. İki sporcu da artık genel klasmanda yarışmıyordu; bunun yerine birbirleriyle mücadele etmek zorundaydı.
Görüntüde öğrenilen bir büyük tur
Rogliç, dört kez şampiyon olan bu Slovenli sporcu olarak genel klasmanı kazanmanın nasıl yapılacağını biliyordu. Ancak ayakları, görkemli bir dönüş için gerektiği yerde değildi. Yine de 36 yaşına rağmen yarışı terk etmesi gereken bir isim olmadığını kanıtladı ve üç haftalık yarışta hata yapmadı.
Felix Gall ise Vuelta’yı kendi durumundan memnun görünerek tamamladı. Ancak Decathlon CMA CGM ekibinin yürüttüğü strateji birkaç soruyu akla getiriyor. Yarıştan önce ekip kesinlikle bir podyum derecesi için yarışmaya hazırdı, ancak Pogačar ayrıldıktan sonra Fransız ekibi genel klasman için rekabet ettiklerini fark etmemiş gibi görünüyordu.
Gall’ın deneyimsizliği, yanlış anda ataklar yapması ve dikkatli olması gereken anlarda hamleleri kaçırmasıyla ortaya çıktı. Mas ve Roglič’in sahip olduğu ölümcül içgüdü Avusturyalı sporcuda yoktu. Zaten bu sezon Giro d’Italia’da Jonas Vingegaard’dan rakipleri eleme sanatını öğrenme fırsatına sahipti, ancak ders iki yarış arasında yerleşmemiş gibi görünüyordu.
Taktik ve deneyim farkı
Gall’ın ve Decathlon’un Vuelta’su, kritik anlarda biraz daha fazla hırsla ve netlikle davranılsaydı ne olabileceğine dair bir örnek. Son dağ bitişi, ancak Gall daha erken hamle yapsaydı için olabileceklerin bir örneğiydi; ayrıca zaman yarışında makul süre geçirseydi bu kadar gereksiz zaman kaybetmezdi.
Gücüne sahip olsa da kabul edilebilir bir performans garantileyecek pozisyona sahip değil. Bu sert bir yargı gibi görünse de, rekabet ettiği tüm bisikletçiler ondan daha iyi; çünkü kendisi de belirttiği gibi zaman yarışının zorluğunu sevmiyor. Zaman yarışında rahatlık diye bir şey olmadığı düşünülünce bu tuhaf bir gözlem.

Richard Carapaz benzeri ortalama bir zaman yarışına imza attı, ancak bunu agresifliğiyle ve en üstteki üçlünün arasındaki sıkı takibi kullanma deneyimiyle dengeledi. İki yakın mücadele eden ekipten taktik ve deneyim farkının daha belirginini nadiren görürsünüz. EF Education-EasyPost her zaman fırsatları arıyor ve bunlara hazırdı; Decathlon CMA CGM ise savunmacı bir yarışa çekildi ve bu sırada Movistar’a devredebilecekleri işlerin çoğunu yaptı.
Fransız ekip, herhangi bir tereddütte ilk kez gözü döndüreci davranış sergiledi. Yarış ilerledikçe herkes bunun olacağını biliyordu. Buna karşılık Movistar neredeyse hiç hata yapmadı.
Daha fazla sürpriz
Uzun bir süre Netcompany-Ineos’un Mas ve ekibini takip edebilecek bir sporcusu varmış gibi görünüyordu, ancak Oscar Onley sonbahar ortasından itibaren geçen sezonki formunu gösteremedi. Zaman yarışı beklenen yerdeydi, Roglič’in sadece bir dakikadan az gerisindeydi. Ancak son iki dağ etabı podyum şanslarını mahvetti.
Sepp Kuss ise aslında genel klasman hesabına yalnızca sona kalan günde dahil oldu ve ardından altı sıralama atladı; çoğu zaman ilk onun dışında kalıyordu. Bu, görkemli bir formda vintage Kuss değildi; deneyimini, azmini ve Visma-Lease a Bike ekibinin kolektif gücünü kullanarak kendini beşine sürükledi.
Bu sezon üç büyük turu da bisiklete bindiğinin ikinci yılı olması nedeniyle daha yavaş ısınması anlaşılabilir. 2023’te kazandığı dönemde tersine, Hollandalı ekip Wout Van Aert ve Matthew Brennan’a da bakmak zorundaydı.
Ayrıca Santiago Buitrago da epik bir performans sergiledi; tırmanışlar klasmanını hedefledi ve Van Aert’in meydan okumasını geride bıraktı, ancak tüm doğru kaçışlarda yer almasına rağmen etap galibiyeti kazanamadı. İkinci haftada Marco Brenner tarafından, üçüncü haftada ise Eddie Dunbar tarafından mağlup edildi; en azından sonunda her şey yoluna girdi.
Son etap ve sürpriz isimler
Mikel Landa, büyük dağ etabını kolayca kazandı; yarışın en zor günüydü ve herkes diz çökene kadar yarışıldı. Landa gelecek sezon Euskaltel’de köklerine dönüyor.
Bu sürüm İspanyol bayramı havası verirken, 81. Vuelta a España Tadej Pogačar için düzenlenen bir yarıştan, yetenek bakımından birbirinden çok uzak olmayan sporcular arasında gerçekten eğlenceli bir rekabete dönüştü. Enric Mas en iyi ekibe, iyi taktiklere ve geri dönüşünü değerlendirmesini sağlayan sakinliğe sahip olduğu için kazandı.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔
