Yazılı dilin terk ettiği, soğuk ve cansız matematik dünyasına bırakılan bir alan üzerine konuşan yazar, beyzbolun sayılarla kurduğu ilişkiye dair çarpıcı bir eleştiri sunuyor. Yazar, bazı sayıların kalbi çarpıtırken, diğerlerinin ise yürekte hiçbir yankı uyurmadığını vurgulayarak, özellikle evden çıkan sayısal verilerin yüzyıllık ölçüm sisteminin asla tam olarak işini yapamadığını belirtiyor. Beyzbolun geçmişine Alexander Cartwright’ın bu sporu sayılarla çerçevelemesi atfedilirken, sayıların fosillerin geçmişe verdiği o somut bağlamı sağladığı ifade ediliyor.
Yazar, radar tabanlı hız ölçümlerinde 100 gibi yuvarlak sayıların bir dönüm taşı niteliği taşıdığını, ancak çıkış hızı (exit velocity) ve iç saha vuruş hızı (IVB) gibi yeni metriklerin okuyucuda duygusal bir tepki uyandıramadığını aktarıyor. Bu tartışmaların çoğu tepkisel çizgiler üzerinde yürürken, yazarın asıl amacının bu metriklerin zamanla kendine bir anlam katmanları kazandırmaya çalışması olduğu belirtiliyor. Yayınların, ERA gibi bir veriyi aktardığı gibi 110 EV90 değerini de aktarabileceği öne sürülüyor.
Yuvarlak Sayıların Gücü
Bazı sayılar kalbi çarpıtacak kadar güçlüdür. Radar tabanlı hız ölçümlerinde 100 hâlâ bir şey ifade eder, 95 ve slider kombinasyonundan 97 ve slider kombinasyonuna geçiş bile bir dönüm taşı niteliği taşır. Beyzbol, yuvarlak sayıları dönüm taşları olarak kullanma eğilimindedir: 3.000 vuruş ve 300 galibiyet gibi rakamlar, taraftarın ve sporcuların duygularını harekete geçiren semboller haline gelir. Ancak bir sayıyı bir duyguya dönüştürmek çok büyük bir emek ister ve ironik olan da şudur ki, bunun için çok sayıda kelime gerekir. Her sayı dizisi bunu başaramaz. En azından şu ana kadar az sayıda insan, çıkış hızı okumasına veya IVB değerine duyguyla tepki verebiliyor.

Bu metriklerle ilgili tartışmalar genellikle tepkisel çizgiler üzerinde yürür ve burada amacım buydu: Bazı sayılar zamanla kendilerine anlam katmanları kazandıracak. Yayınlar, ERA’yı aktardıkları gibi 110 EV90 değerini de aktarabilecek.
Yazıyı kaleme alan yazar
Bu durum, sayıların önemsiz olduğunu ima etmez. Beyzbolun geçmişine Alexander Cartwright’ın bu sporu sayılarla çerçevelemesi borçluyuz: Sayılar, fosillerin geçmişe sağladığı o somut bağlamı bizlere sunar. Video kaydı çağının öncesinde uçan paslar ve pasörlerle köklü biçim değiştiren diğer sporların asla paylaşamayacağı bir bağ kurarlar.
Asla Tam Olmayan Evden Çıkan Sayılar
Yazar, evden çıkan sayısal verilerin yüzyıldır var olduğunu, ancak bu yüzyıllık ölçüm sisteminin asla tam olarak görevini yerine getiremediğini savunuyor. Evden çıkan sayısal veriler varolduğu sürece, evden çıkan sayısal veriler de bugünkü rakamlarla aynı biçimde listeleniyor. Ancak bu eski rakamlar asla tam olarak doğru hissettirmiyor. O eski rakamlar, çaresizliğe dayalı abartının kokusunu veriyor, modern giysiler giyen efsaneleri andırıyor, balık hikayelerini meşrulaştırmak için sayıları kullanıyor. Bunların çoğu gerçekten de öyle.
Yine de bu gerçeğin bir yanılgısı var: Belki de sayılar asla bu iş için uygun değillerdi. Yazılı dilin terk ettiği bu alan, artık soyut matematik dünyasında yaşamaya devam ediyor. Fifth Third Park gibi trajediler, yazılı dilin terk ettiği bir başka alan olarak da hatırlanıyor. Yazar, bu sayıların hâlâ anlamını bulamadığını, ancak zamanla kendilerine bir anlam katmanı kazandırılabileceğini düşünüyor.

Yazının tamamına Baseball Prospectus aboneleri erişebiliyor. Yazar, bu metriklerin zamanla kendine bir anlam kazandırabileceğine dair umutla yaklaşırken, evden çıkan sayıların yüzyıllık ölçüm sisteminin asla tam olarak doğru hissettirmemesi gerçeğine de dikkat çekiyor. Beyzbolun sayılarla kurduğu bu ilişki, sporun geçmişini anlama biçimini yeniden sorgulamaya davet ediyor.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔
